MAVİSİNİ ÇALDILAR GÖKYÜZÜNÜN

UĞUR CANBOLAT

AYNEN öyle oldu.

Mavisini çaldılar gökyüzünün…

Hiç acımadılar.

Çaldılar çocukların yüzlerindeki tebessümü.

Ve…

Gözlerindeki ışığı.

Bunu topraklarını çalarak yaptılar.

Topla, tüfekle, uçaklarla attıkları bombalarla vatanlarına saldırarak gerçekleştirdiler.

Hastane demediler, ibadethaneleri hesaba katmadılar.

Yaralıları bir daha yaralamayı seçtiler. Yetmedi öldürdüler.

Ve öldürmeye bir türlü doymadılar.

Ama…

Filistin Müslümanlarının imanlarını çalamadılar.

Mücahitliklerini de…

İşte bütün mesele zaten burada düğümleniyordu.

BİRBİRİNE çarptı ağıtlar.

Mazlumların ahı birbirine çarptı ve sadece masumların kalplerinde yankılandı.

Birbirine çarptı kahkahalar.

Zalimlerin kahkahaları, çılgınca eğlenceleri birbirine çarptı.

Ve…

Asla anlayamadılar ağlayan kalplerin acısını…

KETUM hendeklere sığındılar.

Kodamanlar, kendisini dünyanın efendisi sayanlar, ülke liderleri, zulmü kendisine hak sayanlar mazlumların acısını konuşamadılar.

Zalimin yüzüne haykıramadılar.

Ketum hendeklere sığınarak yaşadıkları asrın ayıplısı oldular.

ZORUNLU kötülük var mı?
NE zorunlu iyilik vardır ne de zorunlu kötülük. Eğer öyle olsaydı sorumluluk olmazdı.
İyiler çaba sarf etmeden iyi olurlar, isteseler bile onlardan kötü davranışlar zuhur etmezdi. Aynı şekilde kötüler mecburi kötülüğe programlı olsalardı ömürleri boyunca onlardan sadece olumsuz davranışlar açığa çıkar ve asla iyilik emaresi taşıyan bir hareket görülmezdi.
Oysa hayat böyle değil.
İyilerden kötülük açığa çıkabildiği gibi kötülerden de hiç beklenmedik iyilik davranışları görülebiliyor. Demek ki, isteğe ve iradeye bağlı olarak gelişen bir durum.
Kötüler kötülük dışında bir eyleme yetenekli olmasalardı yüce Rabbimizin elçiler göndererek insanlığı mutlak hayrı içeren vahye dâveti anlamsız olurdu.
Hem dâvet var hem de muhatapların bu dâveti kabul etmeye kabiliyetleri yok gibi bir tezat olurdu ki yüce Allah elbette bundan münezzehtir.
Buradan ne anlıyoruz?

Ne zorunlu kötülük ne de zorunlu iyilik yoktur. İyiler iyi yaratıldıkları için iyi, kötüler kötü yaratıldıkları için kötü değiller. Bunu tercih ettiği için bu böyle, onu seçtiği için o öyle.
Zorunlu kötülük ilkesi olsaydı mahkemelere gerek kalır mıydı hiç? O zaman kişi zaten kâtil olarak yaratılmış olacağından ondan beklenen zaten o olacaktı ve kendini böyle savunacaktı. “Ben tabiatımın gereğini yerine getirdim, sorumlu değilim” diyecekti.
Fıtratımızda iyi olmaya da kötü olmaya da imkân var.
Seçim bize bırakılmış.
Doğru tercihte bulunmamız için insanlık tarihi boyunca Nebi’ler gönderilmiş ve onlar vasıtasıyla hakikatin pusulaları olan kitaplar sunulmuş bizlere.
Mühim olan biz neredeyiz ve hâdiseye nereden bakıyoruz.
“Ben kötü yaratıldım” diyerek sıyırma şansımız yok.
İyiler iyi olmak için çabaladıklarından iyi, kötüler kötülük yapmayı diledikleri için kötüler.
Zorunluluk değil, tercih var.

GÖKYÜZÜNÜN mavisini çalanlar masumiyet ayaklarına yatamazlar.

Uydurdukları dini gerekçelerle sığınamazlar.

Başkaca mazeretleri de beş para değer taşımaz.

O sebeple kötüler kötüdür, fıtratının gereğini yapıyor diyerek görmezden gelinemez.

Herkes kendi sorumluluğu çerçevesinde lazım geleni yapmalıdır.

Yoksa ketum hendeklere sığınan dünya liderlerinden bir farkı kalmaz.

Ya Selâm!

13.12.2023

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/mavisini-caldilar-gokyuzunun/811099

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir