SİYAHLARLA DOLUYUM USTA

BEMBEYAZ bulutlar vardı gökyüzünde. Bakmaya bile kıyılamayacak türdendi bugün berraklıkları.

Onları seyretmek, hareketlerini takip etmek, üzerinde düşünmek başlı başına bir sohbetti ama usta konuyu bulutlara ve oradan beyazlığa getirdi.

Beyaz ve beyazlık konusunda bu kadar sözü bir arada daha evvel işitmemiştim.

O beyazı anlattıkça benim zihnim siyahlıklarla meşgul oldu.

Ne kadar kuşatıldığımı fark etmeye başladım. Her vurguda başım biraz daha aşağıya eğildi.

Kendimi zifiri karanlıklarda buldum. Siz buna isterseniz dipsiz kara kuyular da diyebilirsiniz.

Tutmam için uzanan beyaz ipin ne kadar ehemmiyetli olduğunu kavradım.

Karanlıklar sonsuz değildir, kuyular da dipsiz. Yeter ki ışığa meylet. Beyazlıklara yönel. Uzanacak ipin duacısı ol.

Kendimi dibinde bulduğum karanlık kuyuya uzanan o merhametli elin tuttuğu bembeyaz ipliği günahlı ellerimle kirletmekten korkmadım desem yalan olur. Korktum. Kısa bir tereddüt geçirdim.

Sonunda madem bir şefkat ışığı doğdu beyaz bulutlardan karanlıklarda kalmış ruhuma tutmalıyım dedim ve uzattım elimi. Daldığım halden uyanır gibi oldum ve istemsiz biçimde siyahlarla doluyum usta dedim.

Fark etmek ilk adımdır dedi. Tut ipi ve bırakma. Duy bulutların çağrısını.

Duydum dedim ve ipe sarıldım.

05.02.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.