Yetişkin Şoku

UĞUR CANBOLAT

AİLENİN tek çocuğuydu.

Üstelik uzun ve çok zahmetli bir tedavi sürecinden sonra gelmişti. Yaşları artık ileri seviyede sayılabilecek bir noktadaydı ebeveyni.

Onların göz aydınlığı olmuştu. Gönüllerine öyle muhteşem ve sönmez bir sürur gelip oturmuştu ki, hiç gidesi değildi. Anne babanın ayakları yerden kesilmişti. Tam her şey bitti, hiç ümit kalmadı denilen bir noktayken şükür secdelerine vesile olan evlat sevinci çıkagelmişti.

Bu sevinç hiç azalmadı. Tersine coşkuyla artarak devam etti.

Evlatlarının isteyebileceği ne varsa önceden tahmin ediliyor ve hemen temin ediliyordu.

Bebeklik evresi ve ilk çocukluk dönemi böyle geçti.

GENÇLİK döneminde de bu ilgi hiç azalmadı.

Anne baba yine etrafında pervaneydi. Üşüyebilir ihtimali hesaba katılarak nereye çıkılsa yedek iç çamaşırı bulundurmak alışkanlık haline gelmişti. Küçük bir öksürük görülse anında doktora götürülür gerekmediği halde ısrar edilerek onlarca tetkik yaptırılırdı hekimlere.

Yüzü biraz düşse, kederlense ailede bir matem havası eserdi.

Hastalanabilir veya zarar görür düşüncesiyle kimseyle görüştürülmüyor nereye gidecekse onlar götürüyordu. Ergenlik devresinde olmasına karşın henüz bir kere bile dolmuşa binmemişti. Minibüste arkada oturanların parasını şoföre uzatılmamıştı. Para üstünü isteyip geri almamıştı.

Bakkala ekmek almak için bile olsa gönderilmemişti. Her şeyi hazır bulmuştu. O sadece tüketiciydi.

İstenmeden tüm ihtiyaçları karşılandığından bu olanların nasıl olduğu, nasıl kazanıldığı, ne gibi zahmetlerin neticesinde meydana geldiğini bilmiyordu. Düşünmüyordu da…

Şımarık olduğu söylenemezdi ama konfor düşkünü oluşu da inkâr edilemezdi.

ŞEMSİYE ebeveyn aslında gencin tüm yaşam alanlarını işgal etmişti.

Bunun farklında değillerdi. Onlar bunu fedakârlık veya adanmışlık olarak görüyorlardı.

Bunca yıl sonra kendilerine lütfedilen çocuğa karşı görevlerini eksiksiz yerine getirmekten başka bir düşünceleri bulunmuyordu.

Akrabaları içinden aklı erenler tarafından konu gündeme getirilmiş ve farkındalık oluşması için bazı öneriler sunulmak istenmişti nezaketle ama şiddetli bir itirazla karşılaşmışlardı. Hadise tırmanma eğilimi göstermiş ve onlarla ilişki anında kesilmişti.

Dolayısıyla genç ailesinin yaşıtı olanlarından da yalıtılmıştı. Tam bir yalnız şövalye rolündeydi.

BEKLENMEDİK ani bir trafik kazasında anne ve babasını kaybetti.

Otuzlu yaşlarda olmasına rağmen aile parası yiyordu. Uzaktan eğitimle elde ettiği diploması vardı ama hiç iş hayatı deneyimi olmadı. Erken kalktığı bile vaki değildi.

Cenaze sonrası takip eden birkaç gün içinde herkes çekilince tabiri caizse dımdızlak kalmıştı.

Yemek yapmayı bırakın çay demlemesinden bile habersizdi. Hatta ocağın bile nasıl yakıldığına ilişkin fikri yoktu. Her şeyi internet yardımıyla çözmeye çalışıyordu ama yaşadığı zorluğun tarifi yoktu.

BİYOLOJİK olarak ve yasal bakımdan elbette yetişkindi ama bu işin ilk noktasıydı. Erişkin olmak anlamına gelen kendini tanıma, tanımla, istek ve ihtiyaçlarını belirleme, bunun için zaman, kaynak ve emek verme gibi meselelerle yeni karşılaştı. Öz benliğini doğru geliştirmek, yaşam olaylarını kontrol edip yönetebilmek gerekliydi. Bunun için reşit olması yani kendi yarar ve zararını öngörüp hesap edilmesi zaruriydi. Saygı görmek için saygı göstermek gerektiğini fark etti. Daha önce buna ihtiyaç duymamıştı zira istemedikleri bile ayağına hazır geliyor o sadece tercih ediyordu.

Güven duyma ve güvenilir olma konusunu daha önce hiç düşünmemişti örneğin. Ekonomik bağımsızlık için sabah erken kalkması, işine gitmesi ve kullara uyması gerekiyordu. Bu zorlayıcıydı. Hem iş yerinde hem de toplumda sorumluluk almak belli bir olgunluğu gerektiriyordu. Ardından psikolojik olgunluk meselesi de mühimdi. Duygularını tanıyıp onları yönetmek kolay değildi. Alınganlığı terk etmeliydi. Kendini ifade etmekten kaçınmamalıydı. Başkalarının yanında küçük düşmekten korkmayıp üzerine gitmeliydi. Başarısızlığı istemezdi elbette ama eğer yetişkinse başarısızlıktan yılmamalı ve çekilmemeliydi. Kalıplaşmış davranışları üzerinde düşünüp esnemeyi öğrenmeliydi. Bilgi ve beceri kazanma başat olmalıydı. Kendi iç motivasyonunu üretmeli ve dış etkenlerden olabildiğince az etkilenmeliydi. Yaşam standartlarını yükseltmek ve mutlu olmak için kendisine acımamalıydı. Karmaşıklık ile mücadele yine mühimdi onun için. Şaşkınlık içinde hayata sıfırdan başladı. İlişki kurmayı, kendisini doğru ifade etmeyi öğrendi. Arkadaşlar edindi. Sosyal çevrelere girmeye başladı. Hobiler edinmeyi gerekli gördü ve bazı denemelere girişti.

Vaktiyle minnettar olduğu ailesine artık kızgındı. Yaptıklarının ne kadar yanlış olduğunu düşünmeye başladı. Evet, hayatı kolaylaştırılmıştı ama gelecek hiç hesaba dahil edilmemişti.

Durumu üzerinde düşünerek yaşadığını anlamlandırmak istedi.

Bulduğu kavram “Yetişkin şoku” idi.

Ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar ebeveynler bunu yapmamalıydı. İleride yuva kurabilir ve baba olabilirse çocuğuna asla “Yetişkin şoku” yaşatmayacaktı.

Ya Selam!

02.04.2025

https://www.istiklal.com.tr/yetiskin-soku

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir