BİLGİ ARKLARI

ANA nehirden akıp gelen farklı bilgi arklarıyla beslenmekteyiz hepimiz.

Aynı kaynağın özünü teşkil ettiği, özelliklerini barındırdığı halde geçtiği coğrafi şartlara göre kısmen aldığı şekil ve renkler sebebiyle de kavga edip durmaktayız.

Bu anlayış bizleri kalkındıran, onaran, inşa eden eleştiriden kopararak yıkan, dağıtan, savrulan bir davranış biçimine itiyor.

Benim rengimde olmayanın olmasına gerek yoktur gibi fıtrata ters bir sonuç ortaya çıkıyor böylelikle.

Hayatın doğal akışına aykırı bir durum.

İçimizdeki sağlıklı düşüncenin dejenere olması yani bozulması, mahiyet değiştirmesi dışında başka bir anlam taşımayan bu hal taşınabilir mi? Devam edebilir mi?

Bilgi arkları kavgası ile bir rıza toplumuna ulaşılabilir mi?

Birbiri ile rıza ilişkisi kuramayan toplumlardan yüce Rabbimizin razı olacağını umabilir miyiz?

Sabitelerimiz, değişmezlerimiz elbette olmalı fakat bu bir kavga sebebi sayılmamalıdır. Başarılamadığı, mutabakat temin edilemediği zamanlar yaşananlar tarihin sinesinde saklıdır. Hicret.

Akıllarını doğru kullanan bilgi sahiplerinin yaşadığı ortamlarda bilgi arkları savaşları yaşanmaz. İmanla insanı ayakta tutan kalbin bir güzelliği olarak cemiyet şenlenir.

Farklı renklerin kavga ile değil müsamahayla yaşadığı ve doğru bilgiye hak ettiği değerin verildiği toplar ancak rıza noktasına erişebilirler.

Unutulmamalı ki; Hakkın rızası toplumun birbirinden rızası ile mümkün olur.

19.08.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.