GEÇİŞKENLER ve KELEBEK

ÖNEMLİ diyordu. Çok önemli hem de.
Geçişkenlikler olmalı. Muhakkak olmalı. Ama nereden nereye olduğu çok mühim.
Kendini analiz ederken buna dikkat etmelisin.
Bunu ıskalarsan kendi gelişimini tamamlayamazsın. Üzüm olamazsın. Koruk olarak kalırsın.
Geçişkenliklerin doğru ve sürekli olmazsa kelebek olamazsın.
Halbuki kelebek kemalattır.
Olgunlaşmanın zirvesidir.
Kendini kendinde zuhura getirmektir.
Cevherini işlemeyi bilmelisin evlat.
Uçamazsın o zaman.
Kelebek olman için negatif yanların pozitif taraflarına geçmeli. Bu geçişkenlik devam etmeli üstelik. Sekteye uğramamalı.
Kesif yanlarından aydınlık taraflarına geçişkenlik olmalı.
Ağırlıkların hafifliklere, öfkelerin sükunete, kızgınlıkların bağışlamaya, sığlıkların enginliklere geçmeli.
Sen sen ol geçişkenliklerini tıkama. Aç kanallarını bunun.
Bir de geçişkenlikler tersine olmamalı.
İyiliklerini kötülüklerine boğdurmamalısın.
Yoksa kelebek olamazsın.
Özgür kılamazsın kendini. Kayıtlarından kurtulamazsın.
Bugüne kadar duyduğum bir öğreticinin talibine söylediği en güzel sözlerdi.
Uçamadığım, kanat çırpamadığım zamanlar hep bunu hatırlarım.
Ve sen uçamayan bir kelebeksin derim kendi kendime.
Sonra da uçamayan kelebek, kelebek midir diye sorarım kendime.
Cevabı belli.
27.06.2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.