KELİMELERİN YÜKÜ

UĞUR CANBOLAT

BU hususta hiç düşündünüz mü bilmiyorum.

İnsanın yük ile acaba nasıl bir ilişkisi vardır ve bu o kişi açısından nasıl sonuçlanmıştır.

Hemen ifade etmek gerekir ki, herkesin yükü birbirinden farklıdır.

Niteliği aynı olsa bile ağırlığı değişir. Ağırlığı bir olsa da algı yükü aynı değildir.

Hasılı bu mesele öyle tek kalemde söylenip geçilebilecek kenar bir mevzu değildir.

YÜK nedir? Ansiklopediler şöyle diyor: “Yük Osmanlı Devleti’nde sabit değeri olmayıp değişiklik gösteren bir ağırlık birimidir. Hayvan ya da araba üzerine vurulan yükler çeşitli muhafazalar ve denkler halinde konur ve bir yük bu hacmi ifade eder. Bazı mallar heybe, bohça, çuval, torba, tulum, sepet, sandık içinde yüklenirken ipek, tiftik ve baharat gibi değerli mallar için özel taşıma denkleri yapılır ve ayrı bağlama usulleri uygulanır.”

Dahası da var. İstanbul kilesi esasına göre yük hayvanların ve arabaların asgari ve âzami yük hadleri şekilde belirtilmiş.

Deve yükü: 7-10 kile (179,6-256,5 kg.) At yükü: 4-5,5 kile (102,5-141 kg.)

Katır yükü: 4-5,5 kile (102,5-141 kg.) Eşek yükü: 60-80 kg. (tahminî)

Araba yükü: 260-1000 kg.

Gemi (deniz) yükü: 100-360 ton (ortalama değer)

Gemi (nehir) yükü: 6,7-8,2 ton (Fırat ve Dicle’de)

İNSAN yükü ağırdır derler. Ki, bihakkın doğrudur.

Tereddüt edenler hemen uzun süre yatalak bir yakınına veya kronik hastalığı bulunan birine bakım vermiş bir şahsı bulup sormalıdır. Hâdise tüm açıklığı ile aşikâr olacaktır.

KELİMELERİN taşıdığı yükler de vardır.

Ve çok ağırdırlar.

Elbette kişilerin anlayış ve algılarına göre kısmen de olsa değişebileceğini kabul ederim ama bu durumun mahiyetini değiştirmez. Kelimelerin taşıdığı yükler ağırdır.

AŞKI hususunda bir sınava tabi olmadan yaşayan veya bunu hiç tanımayan kişinin hissettiği yük ile bu uğurda bedel ödemiş insana verdiği ağırlık aynı değildir.

Aynı kelimeyi bu uğurda özgürlüğünü vermiş birisi ise bambaşka anlatır ve ağırlıklar değişebilir.

Ancak unutmamamız gereken şu ki, o kişilerde de muhtemelen başka kelimelerin yükü vardır.

HASRET kelimesinin yükü mesela…

Gurbet çeken ve kısıtlanmış birine sormalısınız bu kelimenin lügatleri aşan ve taşan manasını.

Uzaktan nutuk atılacak bir şey değildir.

Çekenin ancak bilebileceği hayat olaylarında ahkam kesmekten uzak durmak gerekir.

FİRKAT kaç çeker peki? Hangi ağırlık birimi ile tartılır dersiniz?

Övgüye boğulmuş biri ile hiç iltifat görmeyene mutluluk nedir dediğinizde alacağınız cevap aynı mıdır?

Henüz hatırlamadığı bir yaşta yetim kalmış ve zalim bir aileye verilmek durumunda bırakılmış birisiyle yediği önünde yemediği ardında olan biri için çocukluk kelimesinin yükü aynı mıdır?

Anne ve baba kavramlarının içini aynı şekilde mi doldurur?

Oyun ve oyuncak birinde çokluğu sebebiyle bıkkınlığı ifade ederken diğerinin kalbini yokluğu kanatmaz mı? Evlat kelimesinin yükü yine her ebeveynde yaşanmışlıklara göre değişiklik göstermez mi?

Niyet, amel, hayat, kısmet, hayal, af, iftira, sağlık, hastalık gibi kelimeler ve nicesi her birimiz için farklı içerikler barındırmaz mı sinesinde?

KELİMELER sarf edilirken özenli olunmalıdır.

Serazat kullanılmamalıdır. Muhatabın yaşanmış hayat olayları ile duygu durumunun yüklediği ağırlıklar dikkate alınmalıdır.

Kimi kullanımlar birinin simasını güllerle donatırken bir diğerinin ruhuna onulmaz yaralar açabilir.

Demem o ki, kelimeler bizimdir ama kullanıldıktan sonra muhatabın da olurlar.

YÜK kelimesinin manasını görev olarak düşündüğümüzde ise önümüze ilahi vahyin kelimeleri gelir.

Sevgili Peygamberimizin yüklenip örneklendirerek hayatıyla bizlere gösterdiği kendimizi öğrenicisi saydığımız yüce kitabımızın kelimeleri…

Peki, bu kelimelerin mânâ yükünü aşağılara düşürmeden kalbimizin üstünde taşıyor muyuz?

Ve bunlar hayatımızda kendisine nasıl bir uygulama alanı buluyorlar?

Hayatın ağır yüklerinden sürekli yakınan biz mızmızlardan acaba Kur’an-ı Kerim’in kelimelerinin müşteki olabileceği ihtimali üzerinde hiç düşünüyor muyuz?

Ya Selâm!

19.02.2024

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/kelimelerin-yuku/826969

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir