KERİME

AH Kerimem ah… Nerelerdesin gönlümün aydınlığı, nerelerdesin?

Neden sesin sesime ulaşmaz Kerimem, neden? Neden ulaşıp da çoğaltmaz çığlığımı?

Nereye göçtün böyle?

Kuşlar haber vermez oldu senden. Turnalar ulaştırmaz mı sana selamları mı?

Ya rüzgârın dalına astığım nağmeler, onlar da mı erişmez gönlüne?

Kerem etmez misin Kerimem?

Tutmaz mısın adımı aklında mıh gibi?

Ne oldu sana?

Oysa ben sana Kerimem demiştim. Hakkın bana olan cömertliğiydin sen.

Elinle açılırdı, ellerim. Dilinle çözülürdü dilimin bağı. Bakışlarından alırdı bakışlarım ferini.

Şimdiyse dizlerim çözüldü bak. Göremez oldu gözlerim.

Hani incelikli sözler söylerdin gönlümün kulağına. Saygılı, zarif, naif sözler.

Can ışıtan, gönül alan…

Gönlümü alan sözler…

Sen benim asil duruşum, vakur yürüyüşümdün. Soylu ruhundan mânâ yemişleri devşirirdi ruhum.

Güzideydin. Güzidemdin.

Gerçi çözememiştim ilk zamanlar sen mi bana ikram edilendin, ben mi sana? Karar vermiştim sonra ve sana da söylemiştim. Biz birbirimize karşılık olarak verilen değil, ikram edilendik.

İhsandık.

Muhsin oluşumuz, tahsin oluşumuz, güzelliğimiz buradan neş’et ediyordu.

Örtüyorduk birbirimizi şefkatten bir örtü gibi…

Muhabbetten bir gökkuşağı vardı üstümüzde ve hep biz onun altında eğleniyorduk.

Ah Kerimem ah… Nerelerdesin gönlümün aydınlığı, nerelerdesin?

Neden sesin sesime ulaşmaz Kerimem, neden? Neden ulaşıp da çoğaltmaz çığlığımı?

Nereye göçtün böyle?

Sabaha kadar bu sözleri dinledi handaki yabancı. Uyandırmaya da kıyamadı sormak istese de.

Yüzünün çizgilerinde o var sanki diye düşündü.

Bir süre sonra uyandı adam. Yanındaki Kerime dedi ona bir tepki bekleyerek.

Beklediği olmadı. Cevap alamamıştı.

Adam tekrar yastığa başını koydu, gözlerini elleriyle kapadı ve öylece kaldı.

Tek bir kelime duyuldu odada sadece.

Kerimem!

06.08.2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.