MEVSİM NORMALLERİNİN ÜSTÜNDE YAŞAMALIYIZ

UĞUR CANBOLAT

ÇETİN bir meseledir, kabul ediyorum.

Kolay değildir.

Zorlayıcıdır.

Ama yapmamız gereken budur.

Mevsim normallerinin üstünde yaşanmalıdır.

HAYAT…

İnişi vardır, dereleri bulunur çokça.

Yağışta sele kapılır, kara saplanır, tipide buz tutarız.

Rüzgâr dalımızı kırar çoğu defa.

Yine de kulluk ibremiz şaşmamalıdır.

Pusulamız bozulmamalı…

İstikâmet kaybedilmemelidir.

Mevsim normallerinin üstünde yaşanmalıdır.

İKİ tür yaşamımız vardır.

Biri maddi, diğeri ise mânevi.

İkisi de dengeli biçimde olmalıdır.

Âhenk şarttır.

Dünya hayatımız için uhrevî yanımızı yok saymamalı feda edilmemelidir.

Aynı şekilde öte tarafı kazanmamız için lütfedilen bu hayatımızı da doğru değerlendirmeli elden kaçırmamalıdır.

Bu nasıl mı olacak?

Yüce kitabımız elimizde…

Biz Kur’an okuyanlardan değil miyiz yoksa?

Onu anlamayı hayatın birincil gayesi edinmedik mi hâlâ?

Fahr-i Kâinat Efendimizin bizlere örnekliği hiçbir zaman gündemimizin ilk maddesi olmaktan çıkmamalıdır.

Çünkü;

Mevsim normallerinin üstünde yaşanmalıdır.

İYİYİZ; daha iyi olmalıyız.

Güzeliz; daha ötesi de mümkün, gayret et.

Kendimizi geliştirmeye açığız; yeterli değil daha fazla çalış.

Fedakârız; ölçüyü sınırlama, çıtayı daha yüksek tut.

Diğergamız; kâfi değil daha fazla empati yap. Bu dünyada temiz nefeslere ihtiyaç duyan insan sayısı hiç az değil.

Yaraları sarıyoruz; evet ama yaralı sayısı daha fazla. Demek ki, mevcut gayret yeterli gelmiyor. Vitesi yükselt.

Merhametliyim; bu yeryüzü iniltileri neden hâlâ dinmedi peki? Haydi o zaman çoğalt merhametini.

Var olanla yetinemeyiz.

Ötesi, daha ötesi var.

Başarmak gerek.

Bunun için;

Mevsim normallerinin üstünde yaşanmalıdır.

NE yapıyorsak bir fazlası olmalı.

Daha ilerisi olmalı.

Daha iyisi, daha güzeli, daha kapsamlısı, daha onarıcısı olmalı.

Nefsin ve şeytanın orduları mütemadiyen “Mevsim normallerinin altına” çekmeye çalışıyor bizleri.

Başarıyor da…

Alt ediyor bizleri sıklıkla.

Maalesef.

Bize düşen nedir o vakit?

Mevsim normallerinin üstünde yaşanmak…

EKSİ değerleri artı değer seviyesine çıkartmalıyız.

Bunun için uyanık olmalıyız.

Bir gönül dikkati gerek bize.

Cephede olduğumuz şuuru kaybedilmemeli.

Mevziler terk edilmemeli.

Nöbette uyumamalı…

Gaflete teslim olmamalı.

Bâtılı hak gösteren şatafatlı ve çeldirici sözlere kulak asmamalı…

Behimi arzular yüceltilmemeli…

Peşi sıra gidip kaybolmamalı…

Heva ve heveslerimizi din gibi gösteren hokkabazlara iltifat edilmemeli…

Beyazı siyah göstermeye çalışan illüzyonistlere itibar edilmemeli…

Kur’an’dan konuşur gibi yapıp kitap dışından önerileri büyük bir sihirbaz gibi sunanlara kanmamalı…

Kalbimizi yanlış ellere bırakmamalı…

Bizi “Mevsim normallerinin altına” çeken her türlü koyun postuna bürünmüş yaralayıcı kurtlara gönlümüzü kaptırmamalı…

Yani.

Mevsim normallerinin üstünde yaşanmalıdır.

İŞTE tekrar geldi üç aylar.

Receb-i Şerif ayındayız.

Tam da “Mevsim normallerinin üzerinde yaşama” iklimi.

Ruhlarımız mâneviyat soluklayacak.

Doyasıya…

İnceleceğiz.

Kabalıktan kurtulacağız.

Zarafet ehli olacağız.

Kendimizle olan mücahedemizi bir kenara koyup başkalarıyla kavgaya tutuşmayacağız.

Bakışımızı dış dünyadan kurtarıp kendi iç âlemimize yönelteceğiz.

Neyi nerede arayacağımızın bilincine ulaşacağız.

Şerde hayır aramaktan vazgeçeceğiz.

İnatlarımızı boşayacağız.

Hayırda ilerlemeye azmedeceğiz.

Madde ve mânâ bütünleşmesine açık olacağız.

İmha eylemlerini terk edip ihya faaliyetlerine girişeceğiz.

Kalbimizi yeniden inşa edeceğiz.

Yüce Rabbimizin rahmeti gereği bizlere ikram ettiği bu bereketten azami derecede istifade edeceğiz.

Yoksa “Mevsim normallerinin altında” yaşamaya mahkûm kalacağız.

Bu ise bize yakışmaz.

Yakıştırmamalıyız.

O zaman daha fazla gecikmemeli.

Mevsim normallerinin üstünde yaşanmalıdır.

Recep ayınız mübarek olsun.

Ya Selam!

15.02.2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir