UZUN HAVA FERİT

UĞUR CANBOLAT

ÜSKÜDAR Mai Cafe günlerindeydi tanışmamız.

Haftada bir akşam toplanıyor muhabbetin demini tutuyorduk.

Söz yumağı açıldıkça açılıyor kelimeler gelip kelebek gibi kalbimize konuyordu.

İlahiler, deyişler sıra sıra diziliyorlardı.

Ve ardından türküler.

Bizi bizden alan ve ardından tazelenmiş olarak tekrar kendimize iade edildiğimiz anlar.

İşte o günlerde tanıştık.

Yanında hayırlısı Hayriye vardı.

O da bizim muhabbetlerin hayır ve huzur yanıydı.

Edep tarafı.

İncelik yönü.

Rikkat istikâmeti.

O GÜN bugündür muhabbet kazanı kaynıyor.

Hatta kimi zaman taşıyor.

Haftanın bir günü muhakkak buluşuyor sözü söze ekliyoruz.

(Ah şu pandemi olmasaydı!)

BERRAK sular yüce dağlardan nasıl çağlayıp gürleyerek çıkıyor ve ovaları sulayıp bereketin zahiri sebebi oluyorsa Ferit Altınışık’ın sesi de aynı işlevi üstleniyor.

Gürül gürül geliyor.

İnişleri, çıkışları yüreğimizi ağzımıza getiriyor.

Hele bir de Meçhuli’nin “Ben ona bir selam salmadan ölmem” türküsü.

Ah nasıl da söküp çıkarıyor içimizde gizlediklerimizi.

Yeri geldi madem haydi hatırlayalım.

Dost selam göndermiş alırım ama
Ben ona bir selam salmadan ölmem
Dağlardan taşlardan sorarım ama
İlle de yârimi bulmadan ölmem

Aramızda dağlar sıralı durur
Ciğer ödün yakmış pâreli durur
Hasretinden canım yaralı durur
Dost eliyle merhem çalmadan ölmem

Meçhuli yârinden hep ayrı kalsa
Neylerim dünyayı yâr benim olsa
Azrail canımı almaya gelse
Yar başım ucuna gelmeden ölmem

Bu türküyü sesine yükleyip avazını asumana saldığında kalbimle beraber bedenimde sarsılmıştı.

Hem ne sarsılma.

ŞÖYLE takılıyoruz kendisine.

“Haydi Ferit Can kısa bir uzun hava dinleyelim.”

Aslında manayı muhalifiyle verdiğimiz mesaj okuyabildiğin kadar uzun oku yönünde.

Kırmaz bizi, okur.

Ve bizi alıp götürür inceden ince sızılara…

MUHABBET bağımızda ‘Deyişler’ dediğimiz vakit ‘Seher Sultan’dan sonra ilk o akla gelir.

Sazlar susar.

Ferit okumaya başlar.

Sazlar kolay kolay eşlik edemez bu coşkun akıp taşan sese.

Bendirler bile öyle.

O kendi elindeki bendiri ile yine kendi sesine yol açar.

İşte dağlar o zaman yol verir.

Kendisinin aşılmasına müsaade eder.

O önden gider biz peşi sıra yürürüz.

FERD-İ ferîdtir.

Kendine özgüdür.

Organiktir.

Katışıksız bir âdemoğludur.

FERİT sözlükte eşi benzeri olmayan, tek, üstün ve yekta gibi anlamlara gelir.

İsmin bereketi kendisine yansımıştır.

Mümbit bir ekin gibidir.

Verimlidir.

Dostlarına karşı fedakâr ve centilmendir.

Eli açıktır.

Cömerttir.

İkram etmenin mânevi lezzetini alanlardandır.

Ağırlamayı sever ama uğurlamaya karşı tutuktur biraz. Muhabbetin bitmesini değil uzamasını ister. O sebeple bitiş noktasını uzattıkça uzatmak diler.

Sevdi mi tam sever.

Ortası yoktur.

Biraz buradan biraz şuradan anlayışına uzaktır. Özünden kavrama yanlısıdır hayatı.

Hürriyet severdir. Özgür ruhludur.

Kendisine bent konulanlardan değildir.

Sözü eğip bükmez.

Duygularını saklamaz, yansıtır.

Doğruysa söylenmelidir ve söyler.

Kırmadan, dökmeden.

Âdil ve doğru olmak önemlidir onun için.

Ve doğru kalmak.

KÜHEYLANDIR onun bindiği at.

Mıymıntı yürüyüşü sevmez.

Merttir.

Mert meydana çıktı mı, namert kaçmalıdır.

Kaçar da.

Dost meclisine girişi bir yanıyla küheylanvaridir diğer tarafıyla mütevazı.

İki özelliği bir anda kendisinde barındırır.

NÜKTEDANDIR.

Kimse kırılmaz ona. Çünkü yüreğinden katışıksız çıktığı bilinir.

Bulanık değildir ki, bulandırsın.

Kurallara uyumludur diğer tarafıyla.

Yolculuklarımızda hız sınırını aşmaz.

Yürek hızı ile bu ters orantılıdır onda.

Hâdiselerin farklı yönlerini görüp oraya dikkat çeker. İstişare aşısından çok verimli bir özelliktir. Farklı verilere ulaşmak doğru karar açısından önemlidir zira.

İşine, eşine, evine, ailesine, arkadaşlarına duyarlıdır.

DİKKATLE bir bakıversek diyorum…

Göreceğiz.

Çevremizde hârelenmiş güzel insanları fark edeceğiz.

Ve biz daha da güzelleşeceğiz.

Ferit’ler az değildir belki de.

Ama bizim Ferit’imiz bir başka.

Biraz şımardım mı, ne?

Ya Selam!

04.02.2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.