TÜRKÜLERİN İÇİNDEN GEÇEN ADAM: AHMET BAYDAROĞLU

UĞUR CANBOLAT

TOPLUMLARIN sosyal davranışları vardır.

Bu onların kimliğidir.

Kişiliğidir.

Doğum ile ölüm parantezi arasında hatta öncesi ve sonrasında var olan yaşayışa ilişkin verileri farklı yöntemlerde elde etmek mümkündür.

Millî hazinelerimizden birisi olan müzik bu açıdan incelendiğinde çok şaşırtıcı sonuçlarla karşılaşırız.

Doğru bir inceleme bize bir milletin tüm davranış kodlarını verir.

TÜRKÜLER bu bakımdan çok zengindir.

Hayatın harman yeridir.

Mahşeridir.

Vicdanıdır toplumun.

Neye niçin ağladığımızı gösterir.

Hüzünlerimizden bize veriler sunar.

Coşkularımızın çerağıdır.

DİL, edebiyat ve tarih ne ise bir medeniyet için türküler de odur.

Belki de fazlasıdır.

Yeter ki dinlemesini bilelim.

Mesajına odaklanalım.

Sözün peçesini açmaya niyet edelim.

TERAPİ unsurudur bizler için.

Kederlerimizi onunla atar, hüznün kıskacına onlarla çekiler, mutluluğun zirvesinde yine türkülerle otağ kurarız.

Kimliğidir bir coğrafyanın.

Yiğitliğidir.

Kahramanlığıdır.

Vefasıdır.

Vatanın vatan oluşunun tapusu nasıl şehitlerimiz ise biraz da onların ardından yakılan ağıtlardır.

Cesaretin belgelenişidir.

FOTOĞRAFIMIZDIR türküler.

Dünümüzü gösterir.

Bugünümüzü de.

Hatta geleceğimizin de çekilmiş resmidir.

AHMET Hamdi Tanpınar “Türkülerin büyüleyici ve insanı saran gücünden” bahseder.

Sonuna kadar haklıdır.

Bununla yetinmez Tanpınar daha ötesini de söyler. “Anadolu’nun romanını yazmak isteyenler, ona mutlaka türküler yoluyla gitmelidir.”

Bizler türküleri yoldaş edinmişiz bir milletiz.

Beşikte ninnimizdir.

Çocukluğumuzda oyun tekerlemelerimizdir.

Askerde yavuklunun ve yol bekleyen annenin kalbindeki niyazdır.

Babanın hasretini içine gömmesinin sebebidir.

Sevdalının sevdasının bayraklaşmış hâlidir.

Yanmışlığıdır.

Turnalarla yâre selam salışıdır.

Kişinin kalbinin kıyısına vurmasıdır.

Karakter çizgilerinin alın çizgileri ile birleşip dışa vuruşudur.

İnceliktir.

Derin düşünüştür.

Ozanın mızrabının tele her vuruşunda âşığın maşukuna vuslatıdır.

BİZLER millet olarak hayatımızın her devresinde türkülerin içinden geçeriz.

Kendimize gelemeyiz başka türlü.

Yaban ellere düşeriz.

Türküler olmasa zihnimizde yâr ile ağyar karışır.

Rafine hislerimiz dumura uğrar.

Bilinç kaybı yaşarız.

TÜRKÜLERİN içinde geçip bizi de peşi sıra oradan geçirenler vardır.

Onlar yol öncülerimizdir.

Gecenin karanlığında deniz fenerlerimizdir.

AHMET Bağdaroğlu işte bu Anadolu yiğitlerinden biridir.

Önden gidenlerdendir.

Hepimizin kalbinde onun türkülerle seslenişi vardır.

Yüreğimizde tınısı bulunur.

Van gölünün kenarında doğmuş olmanın tüm zarafetini bürünerek sesini gönülden yükler bizlere.

Gelir bizi bulur bu avaz.

Hem de ne bulma.

Sarsar.

Titretir.

Kanat takıp havalandırır bir şahin uçuşuyla.

Sonra tekrar ayaklarımızın üstüne bırakır.

Bırakır ki, bir daha seslensin.

Yetmez, bir daha.

Doyamayız.

Haydi bir daha deriz ve o bizi kırmaz tekrar alır türkülerin kadife kanatlarına uçurmak için.

O, türkülerin içinden geçer.

Bizi de beraberinde götürür.

Kutlu bir yolculuktur bu.

Toprakla buluşmaktır.

Örf ile yeniden kucaklaşmaktır.

Ecdadın melodiye yüklenmiş selamını durmaksızın almak ve Aleyküm Selam demektir.

BOZMADAN okur Ahmet Baydaroğlu türküleri.

Otantiktir.

Mütevazıdır.

Kendi gibidir.

Anadolu’dur terütaze.

Samimidir.

Sahicidir.

Yüzeyselliğe prim vermez.

Aktüel olma budalalığını kovmuştur dünyasından.

Onun için türküler bir yerlere ulaşmanın basamağı değildir. Hedefi türkülerle yükselmektir.

Türkü gibi olmaktır.

Yurdum gibi kokmaktır.

Bitlis’in Adilcevaz’ından dünyaya merhaba diyen sanatçı bize gurbet elinden gönderiyor yıllardır merhabasını.

Sımsıcak.

Hayat hepimizi bir yerlere savururken kıymetli ustayı Avrupa’ya uçurdu.

Bizlere buradan salıyor türkülerini kuşların kanadına sarıp.

İyi de ediyor.

Haftalık televizyon programında türkülerin ilk hallerini onun nefesinden dinlemek büyük bahtiyarlık.

EVLERİNİZE bakın.

Yaşınız müsait değilse ablalarınıza, annelerinize sorun.

Mutlaka şu albümlerden birini hatırlayacaklardır: Kahveyi Kaynatırlar, Ana Sevdası, Bekliyorum, Nakış Nakış Anadolu, Diyarlardan Diyarlara, Bir Türkü Söyle, Seyyah.

Ahmet Baydaroğlu evimizden biri.

İç sesimiz o bizim.

Öyle de kalacak.

Sesin, nefesin hep var olsun ustam.

Ya Selam!

18.02.2021

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir