BEDDUA

BED; fena, kötü, şer, çirkin, yaramaz gibi anlamlara geliyor.

Sakınmamız gereken bir husus.

Ne beddua eden olmalı ne de alan…

Şu koskoca dünyaya sığışamamak ve işi bu noktalara getirmek ne kadar da üzücü.

Canı yananların o kavrulmuşluk ile sarf ettikleri bu sözler belki de daha sonra sahiplerini bile rahatsız ediyordur. Zaten geri dönebileceği de her zaman hesaba katılmalı.

O gün soruyla karşılamıştı bizi… Oysa pek âdeti değildi. Sanırım şaşırtmak öğretmenin yollarından biri.

“Bildiğiniz en kötü beddua hangisidir?” dedi, hepimiz kendimize göre cevaplar verdik.

Kötü duygulardan ifadeye dönüşmese bile mümkün mertebe uzak durmamızı öğütledi. Yoksa her an bir boşluk anımızda söze dökülebilirmiş.

Söz ise irfan anlayışımıza göre vücut bulur. Bu sebeple daima temkinli olmamız icap ediyor.

Usta muhabbetin sonunda kendisinin annesinden işittiğini belirterek en kötüsü bu diyerek aktardığı beddua şuydu:

“Dostun, yanına varmasın!”

Gerçekten de pek fena…

Can bildiklerinin yanına gelmemesi, ihtiyaç duyduğun en mühim vakitlerde senden kenar gezmeleri ve yanına gelmemeleri kadar başka ciğer yakan ne olabilir ki!

Dost katında sermayesi tükenenin gerçekten de iflas etmiş kişidir.

Allah hepimizi dostumuzun kapımızı çalamayacağı durumlardan korusun.

27.06.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.