SAĞIR GECELER

SÖZ yumağı nice diyarlar dolaşıp tekrar geriye dönmüş önümüzdeki muhabbet yaygısına kendini bırakmıştı.

Geceye düğümledi kendisini.

Öylece kaldı.

İyi fikirlerin bile zamanla çarpıtılabileceğini ve çıkış yerinden çok farklı noktalara gidebileceğini gördük. Bunun gece ile ne gibi bir ilgisi olabilir demeyin, varmış.

Aynı suali ettiğimde aldığım cevap şu olmuştu:

“Geceler seni duymuyorsa sesini sana duyuramadığındandır. Sağır olanlara sağırdırlar. Geceye sağır olma ki, seni duysun. Duysun ki, tutkuların ateşlensin.”

Ağır gelmedi desem bu cümleler yalan olur. Oysa gecelerin bize peçesini açtığını düşünürüz. Dinleriz onları. Gündüzün iş, gecenin yâr olduğunu bilenlerden olmamız yetmiyormuş meğer.

Sırrını çözmemiz gerekiyormuş.

Ruhumuzun çığlıklarını başka türlü nasıl işitebiliriz ki!

Azgın dalgalara kapılmaktan başka nasıl kendimizi kurtarabiliriz ki…

Sağır değil konuşan gecelerin sabahlayanları olmamız gerekiyor.

Bunun için ise evvela geceye ses vermeyi öğrenmeliyiz.

26.06.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.