BİLGİYE KAPANMAK ZÜHD MÜ?

 ZİHNİ cevval bir arkadaşımdı. Okumaya, araştırmaya, öğrenmeye içimizde en çok açlık gösteren o idi. Hatta biz birlikte kaldığımız öğrenci evinden zaman zaman nefeslenmek için orman veya deniz kıyısı gibi yerlere gittiğimizde bile ya gelmez ya da kitabını muhakkak getirirdi.

Yıllar sonra buluştuk ve ikimize de yol gösteren bilge büyüğümüzü ziyaret ettik. Benim dikkatimden kaçan bir hususu o hemen yakaladı. Ondaki sessizliği, durgunluğu fark ederek sebebini sordu.

Zühdü tercih ediyorum dedi.

İşin aslı ben sarsılmıştım zira arkadaşımın tam tersi bir durumdaydım. Üstelik yer değiştirmiş gibiydik. Bende konuşma onda sessizlik artmıştı.

Büyüğümüzün yaptığı açıklamalar bende bir ferahlığa ve zihin açıklığına yol açtı.

“Bilgiye kapanmak zühd değildir” cümlesi gülle gibi orta yere düştü. Devam eden cümle şuydu: “Sözle söylediğini eylemle desteklemedikçe yarım kalır.  Bizlerin ilk ve hiç kesilmemesi gereken eylemi öğrenmektir.”

Anladım ki; cehaletten soyunmak ilimle giyinmekle mümkün. Cimrilik elbisesi cömertlikle çıkartılır. Haset ve fesadın hırkası ancak muhabbet ile parçalanır. Başkalarını aşağılamak onda olanları kendinde görmemek ve bunun için çaba göstermemekten ileri gelir. Tüm bunlar kendine galip gelenlerin değil mağlup olanların tavrıdır.

Muhabbet bitip dağıldıktan sonra kendim için aldığım not şu oldu. Bilgiye doymamalısın ve bildiğin her şeyi yeniden düşünüp tanımlamalısın.

Zühd gibi mesela.

11.07.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.