ZİHNİN SALDIRISINDAN KURTULMAK

KOLAY olmadığını bilmem söylemeye lüzum var mı? “Mevcudun tasallutundan kurtulun” dediğinde bunun nasıl mümkün olabileceğini düşünmedim bile. Bu sebeple “Nasıl olacak?” diye sormadım.

Konu uzunca tartışılınca aynı katı tutumumu sürdüremedim.

Anlayışımıza göre bizi oluşturduğunu düşündüğümüz onlarca zannî tanımdan kurtulmak zor. Bu tamamen kendini soyutlamak anlamına geliyor.

Daima mevcutla yaşadığımız için bilincimizde takılmalar oluyor. Her birimiz kendimizi tanımlıyoruz.

İyi anne babayım, harika öğretmenim, güçlü bir yazarım, etkili bir şairim, başarılı bir meslek erbabıyım vs şeklinde kendimize biçtiğimiz zihinsel rollerimiz var.

Ve bunlar bize yapışmış durumda.

Nereye gitsek onlarla gidiyoruz. Bu payelere göre saygı görmek istediğimiz için her tanıştığımız kişiye önce bizim için öncelik arz eden bu sıfatları sıralıyoruz.

Gayemiz nedir burada? Kim olduğum ne gibi özelliklere ve başarılara sahip olduğum bilinsin ve buna göre davranışsın.

İtirazlarımı dile getirdiğimde “Senin sen olmadan önceki hâline dön” şeklinde cevaplandırıldım.

“Yapabilmem neredeyse imkânsız” dedim ama yine kabul görmedi. “Mağaraya girmek çıkmak içindir. Kendini soyutlamaz sürekli mevcutla yaşar ve kendini bunlarla tanımlarsan idrakin tıkanır.”

Belli ki, evi basan suları tahliye etmem gerekiyor.

Yenilenmek ancak zihne alan açmak manasına gelen bu işlemi yapmakla mümkün olacak.

Halvet bunun içinmiş.

Sen daha malın eksileceğini sanıp zekâtını bile veremiyorsun, zihnindeki varlık algısını terk etmeyi nasıl başaracaksın?

Dışımızda dönmesi gereken dünyayı iç âlemimizde döndürmeyi sürdürdükçe sanırım yaşadığımız bu ruhi sefaletten kurtulamayacağız.

13.07.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.