ÇİÇEKLER DÖKERDİ HEYBEMİZE

UĞUR CANBOLAT

ASKERLİK zamanlarımızdı.

Sabahları beş kilometre koşu, şınav çekme seansları, kültür fizik hareketleri ve arkasından hızla geçen bir kahvaltı faslı sonrasında eğitim alanına giderek başlıyordu gün.

Silahı tutuş, bakımını öğrenmek ve belirli hızla söküp takmak her gün tekrar ediliyordu.

Yanaşık düzen eğitimleri de hayli vakit alıyordu.

Yürüyüş şekilleri olan uygun adım, tören adımı, koşar adım ve adi adım gibi tanımları öğrenmek ve bunları uzun süreler tekrar ederek pratik hale getirmek hiç kolay olmuyordu.

Yoğun ve yorucu eğitimlerden geçiyor ve akşama halsiz kalıyorduk. O kadar ki, kıpırdayacak halimiz olmuyordu. Fırsat oluştuğunda okumak üzere yanıma aldığım birkaç kitap vardı ki, yetim kalmışlardı.

Acemi birliğinin bu ağır temposu içinde mangamızda olan farklı yerlerden gelmiş askerlerin içinden kendi meşrebimize yakın olanları birbirimizi buluyorduk.

Tanışma, arkadaşlık ve ardından sıkı dostluğa doğru ilerleyen bu süreçle rahatlayabiliyorduk ancak.

BİTLİS’Lİ bir arkadaşım oldu.

Gönlümüze birbirine tuttuk. Çok şey öğrendim ondan.

Yaşça benden büyüktü.

Klasik medrese tahsili görmüş ilimden epeyce nasip almış âlim bir kişiydi.

Sorularımı çok ciddiye alır hiçbir ayrıntıyı atlamadan tane tane cevaplandırırdı.

Tek yönlü bakmazdı. Açısı genişti.

Sorduğum meselenin tüm veçhelerini hesap eder, bu hususta farklı ne kadar görüş varsa bunları ve sebeplerini sıralar ardından kendine yakın bulduğu görüşü ekler bunu da körü körüne savunmaz gerekçelendirirdi.

Tercihi bana bırakırdı yine de.

Herhangi bir görüşü dayattığı hiç olmamıştı. Farklı kanaatlerimiz ortaya çıkardı ama bu bizim muhabbetimizi söndürmek yerine harlar ve hatta yeni oluşan dostluğumuzun temellerini güçlendirirdi.

Taassup sahibi değildi.

İlim ehlinin nasıl olması gerektiğini ilk olarak onda gördüğümü söylemezsem eksik kalır.

Sahip olduğu bilgiyi temellendirmesi, güçlü dayanaklara yaslaması onda bir rahatlık oluşturuyor.

Misyoner gibi davranmaktan alıkoyuyor.

Yeni verilere ulaşma kapısını kapatmıyor hatta zamanla bilgisini sürekli güncelleme imkânı tanıyor.

GENİŞ bir ailenin ferdiydi.

Yedi amcası vardı ve neredeyse her birinin sayı olarak buna yakın evlatları mevcuttu.

Hepsinin değer verdiği, hürmet gösterdiği, onları kollayıp sakınan aynı zamanda açmazlarını çözen “Seyda” olarak seslendikleri bir dedeleri vardı.

Sanırım idolüydü.

Sık sık söz ona gelir ve halledemediği ilmi meseleleri kendisine danıştığında günlerce uğraşıp çıkış yolu bulamadığı mevzularda nasıl ince bir zekâ ve akıl yürütme ile ona yardımcı olduğunu ve bu çözümleri de Kur’an-ı Kerim üzerinden geliştirdiğini hem iftihar hem de gıpta ile dile getirirdi.

Belki de bizi birbirimize bağlayan en kuvvetli bağ buydu, bilmiyorum.

Bir de çaya olan meftun oluşumuz tabi…

AKŞAMLARI bir yolunu bulur başka bir bölüğün çay ocağına kapağı atardık.

Burada masaya çay demlik ile alır ve birkaç defa yenileyip dibini bulana kadar giderdik.

Aslında hasreti demlerdik.

Vuslatın uzak oluşunu çayın sıcak ritmi ve deminin yoğunluğu ile karıp tahammül sınırına taşırdık.

Sanki askerde gizli saklı gelip sığındığımız bir yer değil de yüksek ilmi musahabelerin yapıldığı nurlu ve bereketli mahfildi burası.

Ne kadar çok beslendiğimi anlatamam.

Hâlen kullandığım istifadeli bir kaynak olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

İlmi müzakerelerin yoğun yükü altında biraz nefes almak için teneffüse ihtiyaç duyduğumda konuyu dedesine getirir ondan aktarımlar yapmasını isterdim.

Bunda benim dedemi erken öte âleme uğurlamanın elbette tesiri vardı.

Anlardı bu duygumu.

Bir defasında şöyle sormuştum: “Dedeni tek cümle ile tarif etmeni istersem onu nasıl tanımlarsın?”

Yüzüne her zaman olduğundan daha tatlı bir tebessüm kondurarak ve hiç tereddüt etmeden “Çiçekler dökerdi heybemize.” diye cevaplamıştı.

Mıh gibi çakılmıştı zihnime.

O gün bugündür hiç unutmadığım bu ışıltılı cümleyi bazan içimde evirip çeviririm.

Demem o ki, bizler her daim birbirimizin heybesine taze ıtırlanmış çiçekler dökelim.

Ki, çiçek gibi olalım.

Ya Selâm!

11.12.2023

https://www.istiklal.com.tr/kose-yazisi/cicekler-dokerdi-heybemize/810527

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir