ÇOK KANATLI BİR DOST: HASAN LUTFİ RAMAZANOĞLU

UĞUR CANBOLAT

KANATLANDIRAN dostlarımız olur pek çoğumuzun.

Zira kendilerinin ilimden, irfandan, marifetten, sanattan, estetikten kanatları vardır.

O dostlar hayatımızın özüdürler.

Közüdürler.

Ateşlerler bizi.

Daha iyiye, daha öteye gitmemiz için enerji verirler.

Kıymetleri bilinmeli, takdir edilmelidir.

HASAN Lütfi Ramazanoğlu Hoca benim için budur.

Terazimdir.

Kendisiyle dengelendiğim dostlarımdandır.

Belirli aralıklarla görüşürüz.

Değerlendirmelerde bulunur. İltifat ve yapıcı eleştiri daima itidal üzeredir.

Önce söylemeyi düşündüğü güzel hususları tatlı bir üslûp ile dillendirir.

Ardından diğer gerekli gördüğü meselelere girer şefkatli bir eda ile tabiri caizse tozumu alır.

İyi de eder.

Çünkü hepimizin buna ihtiyacı vardır ve bunu ehliyetle yapan sevenlerimiz bulunmalıdır.

ÇOK kanatlı bir insandır.

Hezarfendir.

Çok hünerlidir. Birçok alanda insanlara yararlı olanlardandır.

TANIŞIKLIĞIMIZ epeyce eskilere dayanır.

Yine Üsküdar, Bağlarbaşı yıllarımız.

Üsküdar FM dönemi yani.

Hem Marmara İlahiyat Fakültesi karşı sokağında bir kitabevi ve yayınevi işletmekte hem de yöneticisi bulunduğum radyoda programlar yapmaktadır.

“Gönül Teli”, “Dost Kervanı”, “Öz Kültürümüz” ve “Vakt-i Sahûr.”

Bu isimler bile nerelerden dem alınıp ikram edildiğini gösterir niteliktedir.

KENDİ halindedir.

Meselesi vardır.

İdeali uğrunda yürüyen nasiplilerdendir.

Boşa yaşamamıştır.

Her daim dolma ve taşma gayesiyle geçer hayatı…

MUHABBET ehlidir.

Kolay iletişime geçer ve herkesle konuşup ahbap olabileceği bir yönü kısa sürede keşfederek buradan derinlemesine bir sohbet geliştirir.

Cesurdur ama saldırgan değildir.

Başka fikirleri dinler, saygı gösterir ama kendi fikrinde de kavidir.

Sabiteleri vardır ve bunun üzerine bir hayat kurgulamıştır.

KÂRİDİR.

Kur’an-ı Kerimi en güzel şekilde kıraat edenlerdendir.

Mihrap yakışır ona.

O mihraba…

Minber yakışır ona.

O minbere.

Sarık, cübbe yakışır ona.

Dededen, babadan gelme bir duanın kabul olunmuş hâlidir Hasan Lütfi Ramazanoğlu.

Onu Kur’an kıraat ederken dinlemek kişinin hayatına doyumsuz ve sonsuz cennet sahneleri eklemesi anlamına gelir.

Eğer bugüne kadar dinlememişseniz YouTube size yardım edecektir. Yine de yolunuz düşerse Marmara İlahiyat Fakültesi camisine onu mihrapta dinlemekle kendinizi ödüllendirebilirsiniz.

İLK dinî tahsilini babası Aho’lu Hacı İsmail Efendiden aldı.

İmam Hatip Lisesi, İlahiyat Fakültesi tahsili yanı sıra Kur’an okuma tedrisatını hiç aksatmadı.

Merhum İsmail Biçer Hocadan ta’lim ve tashîhi hurûf dersleri aldı.

Hafız İlhan Tok Hocadan nasiplendi.

Fatih Çollak Hoca ile uzun süren Kur’an okuma yolculuğunu sürdürdü.

İMAM Hatip yıllarından itibaren güzel okuma dereceleri var.

1990 yılında gerçekleştirilen Türkiye İlahiyat Fakülteleri “Kur’an-ı Kerimi Güzel Okuma Yarışması”nda Türkiye birincisi oldu.

EMİN Ongan Üsküdar Mûsîki Cemiyeti’nde nota, solfej, usul, repertuar ve tavır dersleri aldı.

Arif Şenyüz, Erol Köker, Metin Özden gibi önemli şahsiyetlerle dinî mûsîki meşkleri yaptı.

Birçok mûsîki cemiyetinde kasidehan ve solist olarak yer aldı.

Öğrendiklerini kendine saklamadı Kartal ve Beyoğlu İmam Hatip Liselerinden “Makam Hocası” olarak özel dersler verdi.

Yine kendi mezun olduğu ve tezini yaptığı Marmara İlahiyat Fakültesinde “Kur’an-ı Kerim ve Hitabet” derslerine de girdi.

Öğrenme ve öğretme onun hayatında başat hususlar…

TANIŞTIĞIMIZ yıllarda “Okumaya rağbet artacak” sloganı ile yayınlar yapan Rağbet Yayınları’na omuz veriyordu.

Hem editör, hem yayın yönetmeni hem de sahiplerinden biri olarak.

Zaten memleketinde de ticarete yatkın olan tarafıyla yine okulunun karşısında bir kitapçı dükkânı açıp işletmişti.

Yalnız burada bir fark vardı.

Şimdi hem kitabevi olarak hizmet sunuyordu hem de yayınevi olarak.

Neşredilmesi gerektiğini düşündüğü kitapları yayınladı.

Satılıp satılmayacağı kaygısına düşmedi.

Oysa bu kitaplar ancak devlet veya bir vakıf tarafından yayınlanabilecek kitaplardı.

İlahiyat öğrencilerini önceleyen mesleki kitapların yayınlanmasında onun inancı ve gayreti hep var oldu.

Dile kolay 400’ün üzerinde kitap neşretmiş.

BESTEKÂR oluşundan bahsetmezsek eksilik olur.

Harika bestelere imza atıyor.

Üsküdar Üniversitesi Televizyonu “İstasyon” programıma konuk olduğunda paylaşma imkânı bulmuştuk. Dinlemek istenler buyursun:

Ömür Boyu Meşk adını taşıyan mûsîki/meşk grubu olarak faaliyetlerde bulunuyor.

Türk Tasavvuf Mûsîkisi Konserleri veriyor.

Burada kendi bestelerini ilk defa dinlemek mümkün oluyor.

NAZ Makâmı albümünü meraklılarına öneririm.

Hasan Lütfi Ramazanoğlu’nun altısı yeni beste olmak üzere toplam 12 eserden oluşuyor.

Albümünde, Ahmed Kuddûsî Hz., Abdülahad Nuri Hz , Yunus Emre Hz., Nurî Efendi Hz., Hafız Yahya Soyyiğit Efendi, Mustafa Necati Bursalı,  Ahmet Efe, Şakir Ünal Ensari ve Av. Burhan Gürleroğlu’nun güftelerinin yanı sıra, Sivas Yöresine ait anonim bir Ramazan İlahisi de yer alıyor.

Albümdeki eserlerin besteleri ise Musullu Osman Efendi, Hüseyin Sebilci Efendi, Hafız Yahya Soyyiğit Efendi, Şakir Ünal Ensari,  Ahmet Hakkı Turabi, Hüseyin Akpınar ve Mustafa Hakan Alvan’ a ait.

Yukarıda zikrettiğimiz üzere albümdeki eserlerden iki tanesi sanatçının kendi bestesi.

Bir tanesi de aynı zamanda albümün yönetmen ve aranjörlüğünü yapan Gürsal Aydın’a ait.

Hüseynî, Uşşâk, Isfahan, Segâh, Hüzzâm ve Hicâz makamlarında birbirinden güzel eserlerin yer aldığı “NAZ MAKÂMI” albümünde, Şanlıurfa Yöresine ait Hicaz Makamı’ndaki ”Ben Bir Yakup İdim Kendi Halımda” adlı esere sizlerde benim gibi vurulacaksınız.

Oğlu İsmail Hakkı Ramazanoğlu’da bir esere vokal olarak eşlik ettiği gibi, Segâh Makamındaki “Ey Nebî  Arz Ve Semâ Hayranındır Dâima” adlı eseri solo olarak okumuş.

Geçenlerde yine konuştuk hocamla.

Geniş bir değerlendirme ve hafif silkelemelerle sürdü muhabbetimiz.

Geçtiğimiz hafta raflarda yerini alan kitabımız “Kalbi Tutan Mektuplar” için Faceebok sayfasında yer verdiği şu değerlendirmeler için hassaten teşekkür ederim.

“KALBİ TUTAN MEKTUPLAR’ım geldi. Üstelik de yazarından imzalı olarak.

Üsküdar FM vesîlesiyle tanışıp kaynaştığımız, merhûm üstad Haluk Nurbakî hocamız ve üstâd Mustafa Özdamar örneklerinden hareketle kendisini her zaman âlimlerin ve âriflerin çevresinde, civârında, muhîtinde ve hizmetinde gördüğümüz, diğer pek çok güzellik ve hasletleriyle birlikte, hâssaten güzel seslerin, ilâhîlerin, şarkıların, türkülerin, deyişlerin ve nefeslerin meftûnu olan, hem çok güzel dinleyen, hem de çok güzel söyleyen, engin gönüllü ve vefâkâr ağabeyim sayın Uğur Canbolat beyefendiye, bu imzalı nüsha için çok teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar ve bereketler diliyorum.

Allah sağlık verdikçe ve ömürüz vefâ ettikçe kitapların zengin ve engin dünyâsından okuyup istifâde edeceğimiz daha pek çok şey var.

Her şeyden önce iyi bir yazar olabilmenin yolu, öncelikle iyi bir okur olmaktan geçiyor.

Okuyup anlayanlardan ve en mühîmi gereği ile amel edenlerden olmamız duâ ve niyâzlarımla.

Allâh’a emânet olunuz efendim..”

Ya Selam!

02.03.2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.