FATMA SULTAN

ÖYLE hitap ederdim kendisine. Bu hitabı da her zaman hak ederdi zaten.

Işıl ışıl bir yüzü, aydınlık bir bakışı vardı.

Hayatı sırtına yükleyip taşıyanlardandı. Kenarından yaşamadı hiç. Hadiselerin tam ortasından ilerledi tüm zorluklarını göğüsleyerek.

Dokunduğu yerlere daima zarafet kazandırdı. Çiçeklendi baktıkları.

Hassastı. Çatal yürekliydi.

O ne kadar naifse hayat da ona o kadar zahmetli yanını gösteriyordu.

Zahmetli taraf rahmet tarafıydı diğer açıdan. Eğitiyordu. Tahammülü, sabrı, fedakârlığı talim ettiriyordu. Fatma sultan bu eğitime hiç karşı çıkmadı.

Rıza gömleğini giydi. İşin hikmet tarafına bakmaya çalıştı.

Gençliğinde güzelliyle tanındı, bilindi. Ama bunun da bedeli vardı. Zahiri güzelliği batını, içsel güzelliğe dönüştürmek hayatın iç anlamını okuyabilmek, yorumlayabilmek ve uygulayabilmekten geçiyordu.

Bunun idrakinde oldu. Zorlu ve titiz bir eş ile hayatı paylaştı. Yokluklardan varlık üretti. Zorluklardan kolaylık devşirdi. Kötülüklerden iyilikler imal etti.

Bu paslı teneke içinde rengârenk güller yetiştirmek gibi çileli olsa da ses çıkarmadı.

İki evlat yetiştirmeyi de bunlara ilave etti.

Hayat belini büktü diye bakmak yanlış olur. O sırtındaki zorluklarla kulluğu rükû şeklinde yaşadı. Yüklendiklerine de secde ettirdi.

Yüzündeki çizgilerin nurlu ışıltılarla dolu olması belki de bundandı.

Zaman zaman haberleşip buluşur muhabbeti harlarız. İyi gelir bize.

Bugün hatır sormak için aradı. Bu bir bakıma çoktandır aramadın anlamına da gelirdi ama öyle demedi. O kendi inceliği içinde söylerdi zaten bunu.

Fatma sultan çoktandır yıllarca hayat sürdüğü yerden İstanbul’a gelmiş analı kızlı yaşıyor. Yanlarında can torunlarıyla beraber.

Bereketi, nuru, muhabbeti daim olsun.

06.12.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.