GERÇEK YALNIZDIR

KALABALIKTI etrafı, neredeyse insan kaynıyor bile denilebilirdi. Gelen, giden, muhabbet sofrasına oturanları hiç eksik olmazdı. Önceleri bilmezdim, bir süre yanında kaldığımda fark etmiştim. Dostlar dağıldıktan sonra kendi derununa dalıyor, saatlerce buradan çıkmıyordu. Edep perdesini yırtarak sual ettiğim vakit “Yalnızlık” şeklinde cevaplamıştı.

“Siz mi yalnızsınız efendim” dedim gayri ihtiyari. Uzun ve anlamlı bir bakış sonrası hala zihnimde dipdiri duran şu kısa cümleyi sarf etmişti. “Gerçek yalnızdır.”

Anlayamadığımdan devam etti. “Evlat, gerçekler her zaman yalnızdır. Bakma sen insanların çokça geldiklerinde. Duymak istemediklerini söylediğin zaman biri bile kalmaz burada” dedi ve ilave etti. “Sen dâhil.”

Bu yükü yıllardır taşırım. Aklıma geldiği vakit bir rahmet niyazı eşliğinde tekrar ederim. “Gerçek yalnızdır.”

Bu, böyledir. Her dem böyle olmuştur. Gerçeğin alıcısı azdır. Kalabalıklar gelir geçer şeylere ilgi gösterirler. Can acıtan hakikatlerin semtinden bile geçmek istemezler.

Dokuz yüz elli sene yaşayan ve İlah’ı çağrıyı ileten Nuh Nebi’nin gemisine binan inanmış sayısı seksen civarındaydı. Bu ve başka örnekler bize bu konuda yeterince bilgi vermektedir aslında.

Kalabalıklar her zaman bu sebeple belirleyici değildir. Özüne talip olan az iken dışına ait hususlarla fazlasıyla meşgul olanlar çoktur.

Mühim olan bizim neye teşne olduğumuzdur. Talebimiz neyedir? Meylimiz hangi yönedir? İstikametimiz ne yanadır?

Acıtan gerçeklere mi, yoksa onu perdeleyen şatafatlı çoğunluklara mı itibarımız?

Mesele budur. Gerçek yalnızdır!

Tarafımızı seçmeliyiz.

12.02.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.