İMKÂNSIZI DEĞİL MÜMKÜNÜ ARA

GENÇTİK, toyluklarımız vardı ve aceleciydik. Olabilirliği düşünmeden her istediğimizin olmasını diliyorduk.

Ve çokça yanılıyorduk. Bu ise bizi daha da ısrarlı hâle getiriyordu.

Hayat işte, eğitiliyorduk. Bunun farkında olmayanlarımızsa ne yazık ki, öğütülüyordu.

Öğütülmekte olduğumuz zamanlardı. Onu görünce ağır ve ölçülü davranıyordum içimse bu durumun tam tersiydi. Kendime hayret ettiğimde olmuştu çünkü sanki provası yapılmış davranışlar sergiliyordum. Hem onu izliyor fark edilmek istiyordum hem de fark ettiğini görmemezlikten gelmeye çalışıyordum. Çelişik davranışlar sergiliyordum yani.

Her hâli bana güzel geliyordu. Yürüyüşü, duruşu, konuşması hele gülmesi…

Bir yüze bir gülüş bu kadar mı güzel yakışırdı Allah’ım?

Âşık mıydım acaba? Aşk nedir bilmiyordum ki! Sadece adımızı yan yana tahayyül ediyordum ve bunu durmadan tekrar ediyordum.

Ne oldu sonunda?

Gidip karşısına oturmuştum. Heyecanım doruktaydı. Dilimde kurumalar çoktan başlamıştı bile. Gözlerine baktım ilkin, sonra elini tuttum, o da karşılık verdi. Bembeyazdı elleri ve pamuk gibi ipeksiydi. Sadece bunu hatırlıyorum ve bir de yüreğime bıraktığı o günlerde taşımakta çokça zorlandığım bir cümlesini.

İmkânsızı değil mümkünü ara dedi. Bakışım önüme düşmüştü. Mümkünüm ol o zaman dedim.

O bunu duymadı.

13.03.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.