NEBİ’YE TEREDDÜTSÜZ İMAN

UĞUR CANBOLAT

RAMAZAN ayı bizi her bakımdan yenilemelidir.

Üzerinde durmadığımız, düşünmediğimiz, iman ettik diyerek hızlıca geçip üzerinde fazlaca odaklanmadığımız hususları tefekkür edebilme imkânı sunar.

Bir nevi yeniden iman tazeleriz.

Doğru bildiğimiz yanlışları eler, öğrendiğimiz hakikatleri pekiştirmenin peşine düşeriz.

Peygamberlere iman meselesinde de eksiklerimizi gözden geçirmekte daha fazla gecikmeyelim.

AHLÂK-I HASENE erleri Nebi’ye iman hususunda çok hassastırlar.

Nübüvvet kurumunun insanlığa hidayet çağrısı bakımından ne kadar mühim olduğunu çok iyi kavrarlar ve bu tutumlarını ömürlerinin sonuna kadar hassasiyetle sürdürürler. Burada lakaytlığa düşmezler.

Güzel ahlak yolcuları ahlaklarını kemâle erdirmek için insanlığın hidayet kandilleri olan Nebi’lere tereddütsüz bir iman, pürüzsüz bir muhabbet ve kırılma içermeyen bir bağlılıkla bağlıdırlar.

Vahyin hâmili olan Peygamberleri anlamak, idrak etmek mümin yolculuğunun şaşmaz ilkelerindendir.

Bu sebeple Kur’an-ı Kerim üzerinden onlara nasıl iman edileceği konusunu ciddiye alırlar.

Yüce Rabbimizin onları bize nasıl tanıttığı, hangi sıfatlarla andığı, kavmine karşı ne gibi tutumlar geliştirdiği ve bunlara bağlı olarak nasıl bir kulluk çizgisi üzerinde yaşadıklarını tüm ayrıntılarıyla öğrenirler.

Onlar gibi kâinata bakarlar. Onların davrandığı gibi canlı ve cansızlara davranırlar.

Eşleri ve çocuklarıyla olan muamelelerini onları örnek alarak konumlandırırlar.

İbadetteki ciddiyetlerini buna göre tanzim ederler. Şükürlerini onlar gibi yaparlar.

Korku ve ümit arasındaki ince çizgiyi O’nun yolunu izleyerek öğrenirler.

HAYATIN inceliklerini yaşadıklarıyla bizlere gösteren peygamberlerin yüce kitabımızda geçen pişmanlıklarını bir şablon gibi kendi üzerlerinde uygularlar. Tövbe dualarını onların lisanıyla yaparlar.

Zihinlerinden uydurdukları hayaller ve kurmacalarla değil kitabın anlattığı ölçüler içerisinde onlarla olan ilişkilerine istikâmet kazandırırlar.

“Benim peygamberim” diyerek sanal ve temelsiz bir sahiplenme yerine Rabbimin gönderdiği benim ise iman ve taklit etmekle sorumlu olduğum ilkelerin taşıyıcıları, tebliğ edicileri diyerek getirdikleri öğretiye tamı tamına uyarak bağlılıklarını ortaya koyarlar. İddialarını ispatlarlar.

Kısacası Peygamberlere imanı ciddiye alırlar.

Bu prensip sebebiyle onları ayrı ayrı görmezler hepsine birden hürmet gösterir, iman eder ve asla onları birbiriyle yarıştırma gibi bir cehalet aymazlığının içine girmezler.

Yahudiler gibi peygamberleri birbiriyle yarıştırma hususunda değil onlara uyma konusunda yarışırlar.

EY HAKİKAT yolunun gönlü peygamberlere sahih bir imanla aydınlanmış kutlu yolcusu!

Kur’an-ı Kerim’i bir kere daha bu hassasiyetle okumalısın.

Resul ve Nebi geçen âyetlerin üzerinde hassasiyetle durmalı aralarındaki farkları öğrenip kavramalı ve peygamber sözcüğü ile bu iki kelimeyi karşılayarak aradaki farkları gözden kaçırmamalısın. Bu senin en hassas yükümlülüklerinden biri olmalı ve Kur’an’daki vurgular üzerinden meseleyi kavramalısın.

Yine aynı şekilde bir peygamberin öncekini tasdik ve sonrakini müjdeleme görevi olan “Isr” yükü üzerinde de hassasiyetle durmalı ve burada ne denmek istediğini çözümlemelisin.

Bilmesini ki, sadece “Hz. Âdem’den itibaren gelmiş geçmiş bütün peygamberlere inanıyorum” diyerek hızlı geçiş yapmak güzel ahlak yolcularına yakışmaz.

Onlara yaraşan inceden inceye inceleyip öğrenerek gereğini yapmaktır.

Onlara benzemek istiyorsan eğer yol budur.

Onların pişmanlıkları gibi nedametler yaşamak istiyorsan yordam budur.

Onların tövbeleri gibi kabul edilmiş duaların sahiplerinden olmak istiyorsan istikâmet bellidir.

Onlar gibi tüm kışkırtmaları, aşağılamaları, horlamaları elinin tersiyle arkana atarak halis bir kul olarak şirk pisliğinden uzak kalıp tevhit üzere ömür sürmek istiyorsan sistem bellidir.

Onlar gibi müşriklere direnmek istiyorsan peygamber bilgisini Kur’an’dan tahsil etmelisin.

Onlar gibi münafıkların cezbedici, aldatıcı, çeldirici çağrılarını ayaklarının altına almak istiyorsan yine yöntem bellidir.

Kafana göre veya kulağına üflenenlere göre değil vahye göre Resullere inanmalısın.

Resulü Ekrem Efendimiz üzerinden hepsini baş tacı etmeli ve getirdikleri zikir olan vahye râm olmalısın.

Sevgili Peygamberimizin tamamladığı ahlaktan pay alman ancak böyle mümkün olur.

Ya Selam.

36.03.2024

https://www.istiklal.com.tr/nebiye-tereddutsuz-iman

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir