VOLKANIN KIYISINDA YAŞAMAK

GERÇEKTEN DE böyleydi durum. Volkanın kıyısında yaşıyordu.

İlk anlattığında inanmak istemedim ve “Bu nasıl mümkün olabilir?” demiştim. Dâvet etti, icabet ettim. Söylediğinden fazlasının olduğunu gördüm.

Muhteşem bir beraberlikti. Hayatın her santimini birlikte tüm ayrıntısına vararak yaşıyorlardı.

Yüzeysellikten uzaktı duruşları.

Derin bir bakışları, derin kavrayışları vardı. Bir laboratuvar hassasiyetinde ölçüp biçiyorlardı her meseleyi.

Konuyu anladığımı ve hak verdiğimi tutumumdan anladığında “Önceleri çok yandım, uyum sağlamakta cidden zorlandım” dedi.

Müthiş ince bir zekâsı varmış. Her konuyu inceden inceye düşünür, atomu parçalarcasına bir dikkatle yaklaşırmış. Hiçbir şeyi geçiştirmez mutlaka kökenine iner tümüyle vakıf olmadan ipin ucunu asla bırakmazmış. İlme doymayan bir açlığı varmış. Meseleleri müzakere eder, farklı açılardan yaklaşır, karşıt görüşleri de aynı hassasiyetle ele alır sonunda bir neticeye ulaşırmış. Ancak bundan sonra yastığa başını koyabilirmiş. Yoksa günlerce ansiklopediler arasında uykusuz kalırmış.

Babam geçenlerde “Herkesin bir derdi var değirmencinin su derdi var” şeklinde bir aktarımı olmuştu. Bu söz bana yıllar önce arkadaşımın “Volkanın kıyısında yaşıyorum” yakınmasını hatırlattı.

İtiraf etmem gerekirse, ederim. Ama cehaletimi bağışlamanız şartıyla tabi. Dostum bana bu cümleyi sarf ettiğinde ben gerçek bir volkan zannetmiştim. Kastı başkaymış. Eşinin volkan gibi her an alev alev yanan bir zekâsı olduğunu ve bitmeyen bir ilim merakı bulunduğunu söylüyormuş meğer. Hafiften bir şikâyet sezmedim değil ama gördüklerim bunu doğrulamadı. Sorduğumda “Hem volkan diyerek seni şaşırtmak istedim hem de bu imayı araya sıkıştırmazsam gelmezsin diye düşündüm” diyerek cevapladı.

Yanlış değildi, gitmezdim. Ama gerçekten inandım ki, tam da volkanın kıyısında yaşıyordu.

Ve bundan en küçük bir memnuniyetsizliği bulunmuyordu.

13.02.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir