ANNEMİN YEMEKLERİ

ELİNDE hiç yemek kitabı görmemiştim. Zaten ilkokul üçe kadar okuyabilmişti. Öğretmen köyden bir kızı kaçırıp gidince öğrenciler tahsillerini burada noktalamışlardı. Ama cahil değildi. Babasının Osmanlıcadan okuduğu kitaplardaki konuları neredeyse ezberlemişlerdi. Uzun süren kış gecelerinde babam anneme bizi uyuttuktan sonra gaz lambası ışığında cenkler okurdu. Ahmediye, Muhammediye ve belki de başka kitaplar. Babam gecenin rehaveti ve ışığın azlığı ile bir yeri yanlış okusa annem hemen onu düzeltirdi.

Cahil değillerdi annelerimiz. Az şey biliyor olabilirlerdi ama cahil değillerdi asla.

Nerede nasıl davranılacağını bilirlerdi. İnsanı bilirlerdi. Duyguyu bilirlerdi. Yüz okumasını bilirlerdi.

Bilirlerdi annelerimiz gönül okumayı.

Onlardan bir şey gizlenemezdi. Ârif idiler. Hayatı kenarından yaşamazlardı. Yüklenmişlerdi her zorluğu ve acıyı.

En güzel yemekleri anneler yapardı. Ellerinde kitaplar yoktu. İnternet sitelerinden tarif bakılmazdı o dönemlerde. Yine de en güzel yemekleri onlar yapardı. Öyle donanımlı mutfakları yoktu ve çoğu defa sobanın üzerinde yapılırdı yemekler.

Bereketliydiler. Çeşidi az da olsa doyardı herkes. Eller şükürlerle sürülürdü yüze.

Dün bir arkadaşla konuşurken annemin yemekleri ah dedi. Bende be vesileyle yeniden hatırladım.

Ayrı annelerin çocuklarıydık hepimiz ama sanki aynı ortak lezzetlerin de çocuklarıydık.

Bizi en çok annelerimizin yemekleri birleştiriyor sanırım.

02.11.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.