BENİM İÇİN Mİ AĞLIYORSUN?

YILLARDIR ağlıyordu. Oysa öncesinde çok neşeli, hareketli, dostlarına enerji sunan bir yapısı vardı.

Daha sonraları onu gülerken gören olmadığı gibi ağlamadığını gören de olmamıştı.

Hayatı ağlamak olmuştu.

Soranlara “Gözyaşı neredeyse rahmet oraya iner” sözüyle cevap veriyordu. Hz. Mevlana’ya atfedilen bir sözdü bu. Doğruydu elbette.

Burada yanlış olan sebebini gizlemek için bunu söylüyor olmasıydı.

Bir gün bir arkadaşı gerçek nedenini öğrenmek maksadıyla sıkıştırdığında “Ne aradığını bilmiyorsan payına ağlamak düşer” diyerek onu da geçiştirdi. Bir süre sonra bu onun hayat tarzı olarak kabul edildiğinden sorulardan kurtulmuştu.

 Kaç sene böyle geçti bilen yoktu.

Saçlar ağarmış, gözler ferini yitirmiş, dizleri de kendisini zorlukla taşır olmuştu. Derken yüreğinde en güzel yeri verdiği kişi nasıl olmuşsa çıkagelmişti. Doğrusu o da yaşlanmıştı. Aradığını bulamamıştı o da yanlış mecralarda dolaştığı için.

Unuttuğu soruyu bu defa daha doğru bir biçimde ondan işitti. “Benim için mi ağlıyorsun?”

“Evet,” dedi. “Senin için ağlıyorum.”

İkisi de bir süre beraberce sustular. Sessizliği bozan cümle şu olmuştu.

“Senin için ağlıyorum, yıllar yılı seni içimde değil dışarıda aradığım için…”

Başka bir kelime duyulmadı.

Gerek de yoktu zaten.

24.03.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.