SESSİZLİK SAĞIR EDER

OYSA tersi bilinir. Aşırı seslerin sağır ettiğine inanırız.

Ve yaman yanılırız.

Sessizlik daha beter sağır eder çoğu defa…

İçimizde zonklayıp durur. Her tekrar varlığımızı deler, parçalar.

Sese anlam yükleriz ama sessizliğe daha fazla yaparız bunu. Oluşturduğumuz algıya inanmaya başlarız ve bu bizi bir süre sonra istila eder.

Açılan bir baraj gibi delice saldıran sular altında kalırız.

Kurtulmanın bir tek yolu vardır; ne aradığını bilmek.

Ve buna doğru yollarla ulaşmak.

Bir gün bir ehl-i kalp ile karşılaşmıştım. “Gördüğümü gördün mü?” diye sormuştu. Ne gördüğünü elbette bilmiyordum ama bilmemi istemiş kendime dışarıdan bakabilmemi öğütlemişti.

Sessizliğin sağır ediciliğinden sıyrılmak için tüm sesleri duymak ve bir sakinlik içinde ayrıştırmamız gerekiyor.

Duyduğumuz sesler kime ait ve neler söylüyorlar bize?

Aklın, nefsin ve kalbin seslerini ayrıştıramadığımızda sessizliğin sağır ettiği gibi bu sesler de bizi aynı sonuca götürüyor.

O zaman yapmamız gereken sesleri doğru frekanslarda duyabilmek ve nereye ait olduğunu teşhis edebilmek.

Ve en mühimi de kalbimizin sesini üste çıkarabilmek.

Bunu başardığımızda sessizliğin de sesin de sağır ediciliğinden kurtulmuş olacağız.

23.03.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.