BİRİKEN HASRET


BABA özlemişti kızını…
Ve babalar özler kızlarını… Güneşin sabahı hasretlendiği gibi.
Toprağın yağmuru beklediği gibi.
Hasret biriktiriyordu baba. Evlat gelip yağmur toprakla buluşsa da özlemin bitmediğini anlıyordu.
Ve “Ölürüz hasret gideriz” demişti aşık. Aynı onun gibi her buluşma, her kavuşma içinde kucak kucak hasret barındırıyordu.
Bu özün öze olan iştiyakıydı.
Dünya bu iştiyakı gidermeye yetmiyordu.
Kavuşmalar güzeldi ama ayrılıklar yeniden kavuşmanın heyecanını pompalıyordu.
Toprak ne zaman yağmura doymuştu ki.
Ne vakit bulutlara yetişir artık göndermeyin damlaları demişti ki.
Dememişti. Tersine yağdıkça yapsın istemişti.
Geldikçe gelsin diyordu baba.
Ben toprağım evlat yağmur diyordu.
Yağmur toprağa kavuştu, buluştu, halleşti, dertleşti.
Ve tekrar buharla göğe döndü.
Baba kızını yolcu ettiği andan itibaren tekrar bekleyiş kapsının önüne oturdu.
Gözü yine yollardaydı.
Uğurlarken haftaya yine gel olur mu demişti.
Evlat olur gelirim baba diyerek bulutları aşıp uçup gitti.
Baba yine hasret biriktiriyordu.
Ve hasret vuslat içindir diyordu.
23.01.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.