HERKES BİR HAYALE İNANIR BEN SANA

“HİKÂYESİZ yaşamak ölümdür. Ölmek ister misin?” sorusuyla karşılaştığımda şaşırmadım desem yalan olur. O gün bu gündür her insanın orijinal bir hikâyesi olduğuna inanırım. Daha doğrusu bunu ortaya çıkarması gerektiğini düşünürüm.

Bu cümlenin boşuna söylenmediğini anladım o dakika elbette… Hayatının en önemli hikâyesinden bahsetmek istiyordu aslında.

Sevdiğinin hikâyesini kendi hikâyesi yapmaya çalışmış ve ona şöyle demiş: Herkes bir hayale inanır ben sana inanıyorum.

Saf beyazlıkta bir kalbi vardı.

Ve koruduğu…

Gururla onu yaralamamıştı. İncitmemişti. Sağlam tutmuş ve daima büyütmüştü.

Kuşkulu gerçeklerin değil sahih hakikatlerin peşinden gitmeyi yeğlemişti. Doğrusu da buydu zaten.

Nasıl oldu, ne kadar zaman aldı gibi gereksiz bir soru kaçıvermişti de ağzımdan “Ruhların birbirini tanıması için zamana ihtiyaç duymaz” cevabını alıp utanmıştım.

Yüreği yanan yolun her zorluğuna dayanır ve bunu asla zahmet olarak görmezdi.

Tüm bunlara rağmen bende kaybetmiş olduğu hissi uyanmıştı. Sanırım kalbiyle duyan biriydi ve kendi kendine “Kazanmak için bazen kaybetmek gerekir” demişti.

İnsan bunu zamanla anlıyormuş.

“Herkes bir hayale inanır ben sana” demişti ama sanırım inandığı kişi kendine inanmamıştı.

Yoksa yanından ayrılırken arkamdan “kalbim uyutmuyor” der miydi?

01.04.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.