İLTİHAK

DURMAKSIZIN bu kelimeyi söylüyordu. İltihak ettim ben sana diyerek ne çok yamaç tırmandı ne çok yokuş indi. Şehri kaç tez turladığını kendisi bile bilmiyordu. Yanından gelip geçenleri tanımıyordu, sisli bir silüet halinde görebiliyordu ancak.

İçinde tarifine muvaffak olamayacağı bir heyecan, taşmasını engelleyemeyeceği bir coşkunluk hâli vardı. Kendisini kızgın ateşler içinde hissediyordu ama işte elleri buz gibiydi.

Bu neyin nesiydi? Nasıl bir duygu seliydi? Neden daha önce hissetmediği bu fırtınaya tutulmuştu?

Sorular zihninde sıraya girmişlerdi ama hiçbirini cevaplayamamıştı.

Olsun, her soru cevap istemez diyerek üzerinde durmadı. Cümlesini tekrarlamayı sürdürdü.

İltihak ettim ben sana dilinde zikir olmuştu.

Demek ki, aşk buymuş, sevdanın közünde kavrulmak böyleymiş.

Karışmaktır bu dedi en sonunda. Katılmak, birleşmek… Aynı olmak. Tatmin olmadı tariflerinden ve yeni izahların peşine düştü.

Zihni bomboştu sanki. Ateşinden ve üşüyen ellerinden başka bir şey düşünemiyordu.

Denizlerin karışması bu demekle yetindi sonunda ve kendini teselli etmeye başladı.

Olacak o kadar elbette, iltihak etmenin, bir olmanın ateşidir bu dedi ve sustu.

Dudakları yine kıpırdıyordu ama kendisi de dâhil kimse bir şey duymuyordu.

05.08.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.