YABAN EŞEKLER

KALABALIKLAR artık yoktu, etrafı dağılmıştı. Bir çayı bir kendi kalmıştı. Arada uğramaya çalışıyordum.

Etraf dağılınca kendinle sohbetin tadını alıyorsun. Tenha muhabbetler çoğu defa daha etkilidir.

Eyvallah dedim.

Gerçekten bir dönem yoğunluktan başını kaşıyamazdı. Tonla soruyla gelirlerdi. Bıkıp usanmadan cevaplar verirdi. Zamanla klasik ve her yerde bulunabilecek sorular yerine daha derin ve kişinin kendisiyle yüzleşmesini sağlayacak konulara çevirmişti yüzünü.

Ne olduysa işte o zaman oldu.  Birer ikişer eksilmeler başladı. Daha sonra tamamen ayakları kesildi. Gerçek sebebi merak ediyordum ama sormayı yakışıksız buluyordum. Çayları tazelerken yaban eşeklerden bahsetmeye başladı. Şaşırdım. Fark edince durumu bu Allah’ın tanımı benim değil.

Köy çocuğusun rahatsız olmazsın ama istersen sen buna ürkmüş zebralar da diyebilirsin dedi.

İnsanın en büyük korkusu kendi kuyusuna düşmesidir. Kendisiyle yüzleşmekten bu sebeple kaçınır, kaçar.

Kendi hakikatinden, gerçeğinden, baskın hayvani özelliklerini öğrenmekten insanın kaçmasını çok hazin bulduğunu belirtti. Bu sebeple hakikat sohbetlerinin talibi azdır.

Korkuya kapılmayanlar, içindeki aslanlarla mücadele etmeyi göze alabilenler, öğütten yüz çevirmeyenler, telaşa düşmeyenler ancak bununla baş edebilirler.  Diğerleri kendi benliklerini tarafından ezildiklerinden beyinleri sürekli gürültü çıkararak gönül kulakları tarafından hakikatin işitilmesini engellerler. Sohbetleri fesada verenler, sürekli gereksiz sual soranlar bunlardan çıkar.

İkinci aşaması ise korkuya kapılarak yaban eşekleri gibi kaçmalarıdır.

Ağır bir sohbetti. Ama bir o kadarda değerliydi. Kendi adıma çokça pay çıkardım.

19.07.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.