YAŞAM KİTABINDA YERİN NE?

BUNU âdet edinmişti. Sözün bir yerinde hiç münasebeti yokken durur birden bunu söylerdi: Hayat kitabında yerin ne?

İşin doğrusu önceleri bilinçli bir tercih olduğunu düşünmemiştim. Bir dil alışkanlığı gibi görüp geçmiştim. Sonraları hayat ve kitap üzerinde düşünmeye başladım. Hayatın bir kitap olarak değerlendirilmesi ise ilgimi çekti.

Bembeyaz olarak bize verilen hayat kitabımızın yazarıydık oysa.

İyi ve güzel şeyler yazmakta bizim elimizde kötü ve gereksiz mevzularla sayfalarını doldurmakta…

Sorumluluk burada başlamıyor mu zaten?

Yaşamımızın pırıl pırıl parlayan sayfalarını karanlık düşünce ve yıpratıcı eylemlerle simsiyah yapan biz değil miyiz?

Meseleye böyle baktığımız zaman iyi bir yazar olmak gerektiği gün gibi karşımıza çıkıyor.

Kendi hayat kitabımızın yazarı biziz. Başkalarını suçlamak ne kadar beyhude!..

Ustanın sohbet arasında söylediği bu cümle son gittiğim gün ana konuydu. “Yaşam kitabında yerin ne?”

Konu tam benim kavradığım gibi değilmiş. İşte sorular:

  • Hayat kitabında nasıl bir cümlesin?
  • Anne ve babanın kitabında nasıl bir cümlesin?
  • Sevdiğinin gönlünde kurulan nasıl bir cümlesin?
  • Ya dostlarının, arkadaşlarının kalbinde iz bırakan bir cümle misin?
  • Cümle olarak etki değerin nedir?
  • Hayata katkı sunan ışık veren bir cümle olabildin mi?
  • Bir şifa cümlesi olabildin mi mesela?
  • Okunduğunda kalplere cila, akıllara ziya, yürekle ferahlık sunan bir cümle olabilecek misin?

Sorular uzayıp gitti. Bizler ise yere cansız bedenler gibi serilmiştik. Zira hiçbirimiz başkalarının hayat kitabında iyi bir cümle olup olmadığımızı net bilmiyorduk.

Sonunda vardığım hüküm şu oldu:

Hayat kitabında iyi bir cümle ol. Bunu başaramadınsa anlamlı bir kelime ol. Bunu da elde edemedinse bir harf ol. Bu bile değilsen bir nokta ol.

Ama doğru bir nokta.

İçinde muhabbetten, hakikatten cümleler barındıran bir nokta! 14.11.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir