UFUK DARALMASI


MESELE mühimdir. Dikkate almamak kayıpla neticelenir.

Her daralma şekli elbette kısıtlayıcıdır. Çerçeveye alıcıdır. Sınırlar.  Ekonomik daralmalar, mali, iktisadi kısıtlanmışlık alım gücümüzü etkiler, konfor kayıpları yaşatır. Tedirgin eder, kaygıları harekete geçirir ve korkuları pompalar.

Ufkun daralması bunlarla kıyas edilemeyecek kadar büyüktür. Sonuçlarıysa daha korkunç…

Son dere naif ve yaralanmaya açık bir şekilde dünyaya gelen bizler ufkumuzun daralmasıyla içinden çıkılamayacak kuyulara düşeriz.

Yazıklanmalarımız başlar ve ümit veren tüm dallarımız kurur.

Nesneleri tanıyamaz, yorumlayamaz, hadiselere anlam veremez ve çıkış yolları arayamaz durumlara düşeriz.

Benliğimizi, kişiliğimizi, güçlerimizi, yeteneklerimizi değil savunmalarımızı güçlendirmeyi yeğlemeye başlarız. Sevgisizliğimizi muhabbet, korkularımızı cesaret, uyanıklıklarımızı zeka, cimriliğimizi tutumluluk şeklinde izah etmeye başlar fedakarlıkları rahat bozucu olarak kabul etmeye başlarız.

Demem o ki; ufuk daralması aynı zamanda bilincimizde kısırlaşmadır. Anlayış fukaralığıdır. Aklın kuruması gönlün işlevsiz kalmasıdır.

Çaresiz miyiz, değiliz!

03.04.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.