VARESTE


KONUMUZ bu diye başladığında söze kendimi hukuk dersinde sanmıştım. Canım sıkılmadı desem yalan olur. Çünkü uzun zamandır gelememiştim. Bugün epeyce zahmetlice vasıl olabildim ve gönlümde çerağ yakmak istiyordum. Karşılaştığım konu başlığı ise, vareste.

Sadece avukatlardan duyduğumuz teknik bir kelime. Sanırım ben bu kelimeyi cümle içinde hiç kullanmamıştım. Hadi hayırlısı vardır bir hikmeti diyerek diz çöküp oturdum.

İmanım diye söze devam etti. Bu az önceki tüm negatif yaklaşımımı alıp götürdü. Ustam söz başlarında ya nazarım ya da imanım diyordu. Nedense bu bana çok iyi geliyordu.

Dersimiz hukuk olmasa bile kendimizle bir hukukumuz olduğunu unutmayın. Ruhumuzla, gönlümüzle, aklımızla, nefsimizle bir hukukumuz vardır. İlişkimiz süreklidir. Bunları yerli yerine oturtmayıp, ı birbirine karıştırdığımızda gidebileceğimiz bir yer yoktur. Çözülmesi zor bir yumağa döneriz. Ki, yaşadığımız da tam da budur.

Streslerimizi, açmazlarımızı, yaralanmalarımızı, kırgınlıklarımızı düşünün, temelinde bunu bulursunuz.

Nefisten vareste yani uzak, kurtulmuş, azade, serbest olmamız gerekirken konumları karıştırırsak ne olur?

Gönül ülkesinden uzak düşeriz. Ondan vareste oluruz. Bu ise ebedi mahrumiyet demektir.

Endişeden, korkudan, dünyaya dair umutlardan vareste olmak gerekir. Tersi sonsuz mahkûmiyettir.

Nefisten ilişkisiz, vareste, kalple ilişkili olmalıyız. Gerçek manada halâs bulmak böyle mümkün olur.

Son sözü şu oldu. Dünyadan, dünyevilikten vareste olun, Haktan, hakikatten vareste olmayın.

Kendinizden vareste olmayın!

18.04.2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.