ACILAR TAZE TUTAR

BUNUN için taze tutmalı acıları. Onları deşmeli, kanatmalı ki, biz her dem taze kalabilelim.

Yüzündeki çizgileri derin bir harita izlenimi uyandırıyordu bende. Karşına oturup saatlerce seyretseniz bu kıvrımların içinde kaybolur giderdiniz. Geri dönemeyeceğiniz bir labirent gibiydi. Acıların oluşturduğu çizgilerini seviyordu. Zaman zaman eliyle onlara dokunduğunu ve sevdiğini fark etmiştim. Cahillik işte, seviyorsun herhalde onları dedim. Evet, dedi, çok severim. Ben en çok acılarımı severim dedi. Şaka yaptığını sandım, inanamadım, şaşırdım. Teyit etme ihtiyacı duyarak tekrar sordum. Nene acılar sevilir mi, emin misin dedim. En çok bundan emin oldum dedi.

Acılarını sev ki, taze tutmuş olasın. Taze tut ki, o da seni her an taze tutsun. Hayata karşı eskimemek gerek. Onu her an olması gerektiği gibi karşılayıp yaşamalı.

Acıların insanı bilgeliğe taşıdığına ilk o zaman şahit olmuştum. Hayat bir şahit olma eylemi değil mi zaten?

Acılar kimliğimizdir bizim. Belirleyicidir. Dünde bıraktığımız izimizdir. Bugüne bizi taşıyan tazeliğimiz. Acılar hayatımızın silinmeyen kayıtlarıdır. En çok biz olandır, bizim olandır.

Acısı olmayan acımayı ne bilsin. Öğreticidir acılar. Lezzetin de öğretmeni acıdır.

Acılar bir kalbimiz olduğunu hatırlatır, başkalarının da bir kalbi olduğunu… Acılar kişiyi sıkı misafir ederler, sağlam durmayı öğretmeden bırakmazlar.  

Gülümsememizi bile acıya borçluyuzdur. Sahici gülümsemeler ondan armağandır. Bizi sahih yapar, yapaylıklardan uzak tutar. Acı çekenler sevindi mi tam sevinir, sevdi mi, tam severler.

Neler geçti aklımdan neler. Sessizliği hayatını alnında taşıyan nene bozdu. Acılar hayata soru sormaktır, sorgulamaktır dedi. Muhasebe etmek hikmeti aramaya çıkmaktır. Perdeyi aralamaktır.

Anlatımların anladığım şuydu. Acılar bilincimizi aktif tutuyordu. Her şeyin farkına varmamızı sağlıyor.

Elini öpüp yanından ayrılırken bir nasihatin var mı dedim. Bir cümle bıraktı kalbime sessizce.

Acısı olmayandan uzak dur.

17.05.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.