BİZE YUFKA YÜREKLİ DERLER

DESİNLER ne çıkar ki… Biz yufka yürekliyiz. İncedir kalbimiz.

Naiftir.

Narindir.

Uçup parmağımıza gelip konan bir uğur böceğini incitmek istemeyiz. Bir kelebeği, önümüzde sek sek seken serçeyi…

Biz gözlerimizle de sevebilenlerdeniz. Bize yufka yürekli derler. Desinler.

Biz bir türkünün dizesinde Yemene gidenlerdeniz. Orada varlığı, yokluğu görenlerdeniz. Bir şehidin tam da kalbinin üstündeki cebinden çıkarılan mendildeki kurşun izinden yaralanıp acı çekerek inleyenlerdeniz.

Bize yufka yürekli derler. Desinler diyerek devam etti.

Sabah serinliğinde bir gönül sohbetiydi. Pınar gibi akıyor,  çağlıyordu. Gramofondan türküler duyuluyordu. Gece ve kuşlardan açılmıştı bahis.

Hayatın kıyısında kalmaya çalışıyorduk. Türküleri her birimiz sessizce kendi içimizden şerh ediyorduk.

Yanaklarımızda saklamaya çalıştığımız damlalar vardı. Bu soylu bir şahitti hissedişlerimize.

Özlü insanlar yapabilirdi ancak. Bir de yufka yürekliler. Kalbini kalbe tutanlar. Yaralarını saranlar şefkatle.

Sessizliğimizi anlamayanlar bazen bize taş kalpli de derler. Bunu söyleyenler taşın da bir kalbinin olduğunu idrak etmemişler oysa. Onun da bir zikri var. Demek hissedişi var.

Başa döndü, gözüme baktı. Tebessümünü tebessümüyle birleştirdi. Bakıştık. Kulaklarımıza içli başka bir türkü misafir oluyordu.

Bize yufka yürekli derler, desinler dedi.

Biz yufka yürekliyiz.

08.12.2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.