KONFOR BOZUYOR KONFORUMUZU

BİRAZ nereden baktığımıza bağlı bir mesele bu.

Ne anlıyoruz konfordan mesela? Hangi konfor ya da?

Fiziki şartlarımızı iyileştiren bir konfor mu zihnimize ilk düşen anlam? Eğer böyleyse yaygın kanaati paylaşıyoruz demektir.

Rahatlık önceliğimiz anlamına gelir bu. Hayatımızı kolaylaştırıcı her türlü imkânı kast etmiş oluyoruz.

Ve ne yazık ki, ömrümüzü bunun peşinde sürükleyerek tüketiyoruz.

Tükeniyoruz da bir yandan.

Büyük evler, geniş odalar, her türlü kolaylığı sağlayan teknolojik aletler…

Bunlar aynı zamanda bizi tembelleştirmiyor mu? Bulunduğumuz yere sabitlemiyor mu? Eşten, dosttan, yârândan uzak koymuyor mu? Pek çok şeyden engelleyici değil mi?

Geriletmiyor mu, paslandırmıyor mu?

Rahatlık algımız zamanla bir hastalık haline dönüşmüyor mu? Bizi içine hapsetmiyor mu?

Diyorum ki; konfor inanmışın konforunu bozmalı.

Huzurun olmadığı bir yer rahatlık sağlasa da dönüp bakılmamalı.

Bedenin konforundan daha önemli zihnin konforu. Düşünme yeteneğimizi, gayretimizi, merhametimizi, başkaları için üzülebilme ahlakımızı yerle bir eden konfor bizim için konfor mudur?

Olabilir mi hiç?

Geniş evlere sahip olurken engin yüreklere sahip olmamak fakirliğin en can yakıcısı değil mi?

Yanlış beslenmeyle aldığımız kilolar bedenimizin konforunu bozarken fikren obez oluşumuz, yanlış beslenmelerimiz sağlıklı düşünme konforumuzu bozmaz mı?

Kimi konforlar ruh kıskacıdır. Huzur bozudur. Fikri zehirlenmedir. Gönül boğucudur.

Nefsin konforunu ruhumuzun, gönlümüzün konforuna tercih ettiğimizden beri azaplar içindeyiz.

Çıkmamız gerek bu halden.

Bunun için cesaret gerek. Emek, gayret, ufuk gerek.

Gecikmek, alıştırır dahası uyuşturur.

Sahici konfor için sahte konforlardan vazgeçmemiz lazım.

06.12.2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.