DAR GEÇİT

UÇSUZ bucaksız alanlarda yaşamayı tercih ederdi. Gece yıldızları örterdi yorgan niyetine. Suyu paketlerden değil avucuna doldurup öyle içerdi. Geriye kalanıyla da yüzünü yıkar saçlarına şekil verirdi.

Yürürdü… Severdi yürümeyi. Görenler her gün şuradan buraya kadar yürüyor dese de o bunu kabul etmezdi. Bir kere bile buna onay vermedi. Hayır derdi. Kendisine yürüdüğünü söylerdi.

Bu nasıl olabilirdi ki? Başka yerde miydi insan kendisinden? Duruma şaşıranlar bu sorularla yoklardı kendini.

Dizinin dibine çöktüm. Dilim bir soru sormadı. Sorgulayıcı bakışlarım da yoktu. İçimden gelen buydu yaptığım da.

Onun gözü bende benimse topraktaydı. Uzunca sürdü bu hal. Sonra birkaç cümle döküldü dilinden. İçimde dar geçitler var nazarım. Çok dar geçitler. Bakma vücudumun zayıf oluşuna sen. Ben buralardan geçerken çok zahmet çekiyorum. Sığamıyorum bu dar geçitlere ve oram buram kanıyor. Çok acı çekiyorum. Bir gün bu dar geçitlerden suhuletle geçmeye başlarsam yürüyüşümü azaltacağım.

Bir gün ego obezliğim son bulup gerçekten zayıfladığımda bu dar geçitlerden rahat geçebileceğim.

Kendimi bulmuş olacağım. Çok uzadı yolculuğum nazarım, çok uzadı.

Sen yolunu bu kadar uzatma olur mu?

Olur dedim, olur.

13.04.2019

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir