DOĞRU ANAHTAR DOĞRU KAPI

OLMASI gereken kesinlikle bu.

Doğru anahtarı doğru kapıların açılması için kullanmalıyız.

Yaptığımız ne peki, genellikle?

Ya doğru anahtarlarla yanlış kapıları zorluyoruz ya da doğru kapıların önünde yanlış anahtarlarla kan ter içinde kalıyoruz.

Akıl ve gönül dünyamızın trafiğinin tıkanmasının asıl sebeplerinden birisi de bu değil mi sizce?

Ya anahtar yanlış ya da kapı.

Ömrümüz ziyan olup gidiyor.

Sonrasında da ruhsal bunalımlar, stresler…

Şöyle bir yanılgımız daha var: Elimizde doğru anahtarların olduğuna hiç kuşku duymuyoruz!

Sorgulamıyoruz.

Yeniden öğrenmek aklımıza bile gelmiyor.

Doğru tohum doğru toprağa düşmedikçe sağlıklı bir sonuç beklenebilir mi hiç.

Hayır.

Sürekli yanlış yaparak hakikatli bir netice nasıl beklenebilir?

Ya bilgimiz doğru değil, ya tutumumuz…

Bazen ikisi birden.

Oysa fıtrat doğru bilgi, doğru eylemle orantılı olarak çalışır ve ödüllendirir.

Ne anahtar kusurlu ne kapı.

Ne tohum kabahatli ne de toprak.

Bizde yerindelik davranışı gelişmedikçe ve gereğine göre davranmadıkça beklentilerimiz hep hüsran olacak.

Bunlar bilmediğimiz şeyler mi, peki?

Hayır.

Ama yine de doğru anahtar yanlış kapı, doğru kapı yanlış anahtar paradoks davranışlarını sürdürüyoruz.

Kendimize kıyan yine biziz.

Başkası değil!

 17.12.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.