Ebru Sanatı Gurura İzin Vermez

UĞUR CANBOLAT

Sanat insana biçim verir. Form kazandırır. Fazlalıklarının atılmasını sağlar. Böylece kişinin özbenliği açığa çıkar. İnsanı kendisiyle buluşturur. Sabırla tanıştırıp pişirir. Ego dağlarından aşağıya indirir. İçimizde saklı duran güzelliklerin açığa çıkmasına sebep olur.

Böylece hayatı güzelleştirir.

Estetik katar.

Renklendirir.

Kişiyi yaşamla akordlu hâle getirir.

Işte bu sanatlardan birisi de ebrudur.

Dışaradan görüldüğü gibi kolay değildir.

Bir tekne, biraz su, azıcık boya ve fırçadan ibaret derseniz yaman yanılırsınız.

Mahcup olursunuz.

Bu konuyu Kültür Turizm Bakanlığı sanatçısı olan ebru hocası Semanur Akgül ile siz istiklal Gazetesi okuyucuları için irdeledik.

____

Ebru nedir diye başlayabilir miyiz?

– Gelenekli kağıt bezeme sanatlarından biridir ebru. Kendini tekrarlamayan bir sanattır. Sürprizi boldur. Şaşırtıcıdır. Sanatımızın ismi aslında Ebri’dir. Bulut görüntüsü anlamına gelmektedir. Farsça’dır.

Kısa tarihçesini alabilir miyiz ebrunun?

-Bu sorunuza ustamız Hikmet Barutçugil’den alıntı yaparak cevap vermek isterim:

Ebru sanatının nerede ve ne zaman başladığı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak 13. yüzyılda Türkistan’da, Semerkant’ta ve 14. yüzyılda İran’ın doğusundaki Herat Yöresinde yapıldığına dair bazı kaynaklar bulunmaktadır. Ebru da aynen kağıt gibi İpek Yolu ve diğer ticaret yollarını kullanarak doğudan batıya yayılmıştır. Tarihi tespit edilmiş en eski ebru 1447 yılına ait olup, Topkapı Sarayı’nda bulunmaktadır. Bu eserden hem Sayın M. Ali Kağıtçı, hem de Sayın Uğur Derman bahseder. Osmanlı döneminde birçok ebruzen yetişmiştir. Bu dönemde ebrulu kağıtlar devlet belgeleri ve resmi yazışmalarda zemin olarak kullanılmıştır. Buradaki başlıca amaç estetik değerlerin yanı sıra tahrifat girişimini engellemektir ki; bugün çek, senet ve kağıt paralar üzerindeki karmaşık desenlerin mantığı buna dayanmaktadır.

Ebru tarihinde bugüne kadar tespit edilebilen ilk ebruzen “şebek” lakabı ile bilinen Mehmed Efendi’dir. Ebru yapımı ve terkiplerini anlatan en eski belge niteliğindeki “Tertib-i Risale-i Ebri” adlı eserde adı geçer ki “Allah rahmet eylesin” duası ile anılır.

Ebru tarihinde bilinen en önemli üstadlardan biri de Hatib Mehmed Efendi’dir (vefat t. 1773). Günümüzde “Hatip” adı ile anılan ebru türünü çokça kullandığından bu adla anılır olmuştur.

1846 yılında vefat ettiğini bildiğimiz Şeyh Sadık Efendi’nin, ‘Ebru’yu Buhara’da öğrendiği ve iki oğlu Edhem ve Nazif Efendilere de öğrettiği bilinmektedir. Hezarfen ünvanı ile anılan İbrahim Edhem Efendi’nin ebru alanındaki şöhreti saraya kadar ulaşmış ve eserleri devrin padişahı Abdülaziz’i de etkilemiştir. Son Osmanlı ebru üstadlarının en önemlilerinden Necmeddin Okyay (1883-1976) üstadı Edhem Efendi gibi birçok hünerin (okçuluk, mürekkepçilik, ahercilik, hattatlık, mücellitlik, gül yetiştiriciliği…) ustasıydı. Hezarfen lakabı ile anılırdı. ‘Çiçekli Ebru’ları ilk uygulayan kişidir. 1916′da Medreset-ül Hattatin’de başladığı ebru hocalığını Güzel Sanatlar Akademisi’nde 1948′e kadar sürdürmüştür. Ebru Sanatını oğulları Sami (1910-1933) ve Sacit (1915-1998) ile yeğeni Mustafa Düzgünman’a (1920-1990) öğretmiştir.

Günümüzde bu sanatını devam ettiren ustalar arasında Niyazi Sayın, Fuad Başar, Alparslan Babaoğlu, Timuçin Tanaslan, merhum Nusret Hepgül, Feridun Özgören ve birçok genç sanatçı mevcuttur.

Eskiye göre kullanım alanlarından ne gibi gelişmeler yaşandı?

-Ebru evveliyatında kitapların kapak ve kenar süslemelerinde kullanılmıştır. Osmanlı zamanında bir ara dava dosyalarını özelleştirmek maksadıyla battal ebrular kullanılmış. Hat yazılarında levha kenarlarında konulmuş, koltuk ebrularıyla bezenmiş. Necmeddin Okyay’ın ilk çiçekli denemelerinden sonra çiçekli ebru dönemi başlamıştır. Böylece yeni çiçekler sitilize edilerek çerçevelerin içerisinde yer almaya başlamıştır. Hem çiçekler hem de diğer tekniklerle elde edilen ebrular kolaj çalışmalarıyla yeni bir boyut kazanmıştır.

Ebru sanatında klasik ve modern ayrımı var mı?

-Evet, klasik ve modern diye bir ayrım var. Bizler önce klasik öğretiyoruz, gelenek olmadan yenilik olmaz diyoruz. Tüm sanat dalları gibi biz de yaşadığımız zaman diliminden sanatımıza yenilikler katarak ilerliyoruz. Tekamülsüz sanatın ilerlemesi ve zenginleşmesi mümkün değildir.

Siz hangi tarafta duruyorsunuz?

-Biz hangi tarafta duruyoruz, güzel sual. Geçmişimiz olmadan geleceğimizi inşa edemeyiz. Gelenekle yenilik arasında köprü kurduğumuzu düşünüyorum. Daha çok yenilikçi taraftayım diyebilirim.

Bugüne kadar ders ve feyz aldığınız hocalar kimler?

-Üstadım, ustam Aya Makas hanımefendiden ders aldım. İcazetli öğrencisiyim. Geçmiş ve bugün tüm hocalarımdan feyz alıyorum. Hepsi birer inci derya benim için. Hepsini saygıyla anmak isterim.

Ebru usta çırak ilişkisini ve icazet almayı gerektiren bir sanat değil mi?

-Evet, öyledir. Ebru sanatı usta-çırak ilişkisi içerisinde öğrenilir. Bir edebi vardır, usulü vardır. Diğer gelenekli sanatlar gibi icazet yani yeterlilik almayı gerektirir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısısınız, bunun anlamı nedir?

– Bunun anlamı şudur: Bu ünvanı herkese vermiyorlar evvela. İcazetli olmanız, sanata yeni bir tarz katmanız ve Kültür Bakanlığı’nda çok seçkin bir kuruldan ve mülakattan geçmeniz gerekiyor. Bizler, İstanbul’un ustaları olarak envanterde yer alıyoruz. Bakanlığın buradaki amacı döneme ait sanatçıları tespit etmek ve belgelendirmek.

İSMEK’te öğreticiliğe devam ediyor musunuz?

-Hayır, devam etmiyorum. 2019 seçim sonrası İBB tarafından işten çıkarılan grup olduk. Halkımız kayıp yaşadı. Diyecek başka hiçbirşey bulamıyorum.

İstanbul Balat’ta atölyeniz var. Burada nasıl bir çalışma yapılıyor?

-Balat Fener’de Nurala Ebru atölyemizi 2016 yılında kendimize bir çalışma alanı oluşturmak ve ilerleyip tekamül etmek isteyen öğrencilerimiz için açtık. Amacına uygun bir şekilde de çalışmalarımıza devam ediyoruz. Hali hazırda icazet almaya hak kazanmış öğrencilerim mevcut ve bu bizi çok bahtiyar ediyor. Biz bir bayrak teslim aldık hocamızdan ve bu bayrağı hakedenlere teslim etme çabasındayız. Ki sanatımızı geleceğe taşısınlar. Elbetteki değerli şeyler herkese teslim edilmemeli.

Öğrenci seçiminde bir kriter söz konusu mu yoksa her isteyen gelebiliyor mu?

-Öğrenci seçiminde ilk olarak bir kriter söz konusu değil. Derslere temel eğitimle başlıyoruz. Zaman içerisinde kursiyerimizi değerlendiriyoruz.

Sizin çalışmalarınız daha çok hangi yönde ilerliyor?

-Bizim çalışmalarımız daha çok yeni eserler üretmek, sanatımıza yeni zenginlikler katmak çabasıyla ilerliyor.

Gül motifleri çalışmasını seviyorsunuz. Bununla anlatılmak istenen temel vurgu nedir?

-Evet, seviyorum. Gül, tasavvufta Efendimiz’in remzi, lale ise Allah (c.c) remzidir. Gelenekli tüm sanatlarda kullanılan çiçeklerimizdir. Biz de gül ve diğer çiçekleri kendi tarzımızda şekillendirerek sanatımıza zenginlik katmaya çalışıyoruz.

Ebru ile insanın ilişkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

-Gelenekli sanatların bir düsturu vardır. Ebru sanatı eğitimleriyle, insana ve onu oluşturan ruh, nefs, v.s. terbiyesi eğer teslimiyet gösterip sebat ederseniz iyi hal üzerine dönüşüme ve değişime vesile olursunuz. Bu ebru ile kişi arasında çok önemli bir sabır ilişkisidir. Hergün kendinizi bu şekilde aşmanız sizi olgunluk basamaklarına taşıyor.

Ebru, kişinin gururlanmasına izin veriyor mu?

-Bu durum sadece bu sanat için değil tüm yaşam başarılarımız içinde geçerlilik gösterebilir. Ama bizim amacımız Yunus’un da dediği gibi “İlim ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir. Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır” dan yola çıkmak.

Tekamülde ne kazanıp, kazanmadığımızla alakalı ustalar olarak bunu takip ediyoruz. Daha doğrusu biz elimizden geleni yapıyoruz. Sadece sanat öğretmiyoruz. Edep, usül, ahlak kavramlarıyla pişirmeye çalışıyoruz öğrencilerimizi. Dolayısıyla sorunuza dönecek olursak ebru insanın kibirlenmesine izin vermez. Daima tevazuda durmanızı ister. Gurulanıp ben en güzelini yapıyorum dediğiniz vakit size kolaylıkla alaşağı eder. Defalarca yaptıklarınızı yapamaz olursunuz. Su aynı su, tekne aynı tekne, boya aynı boya ama çıkan sonuçlar her zaman farklıdır.

Ebru için iyi bir hocadır diyebilir miyiz o zaman?

-Tabi, diyebiliriz. Hem de çok iyi hocadır. Sürekli kendinize çeki düzen vermenizi sağlar. Daima uyanık kalmanıza sebep olur. Gaflete düşmenize izin vermez. Sürekli kulluk çizgisinde acziyetinizin farkında olarak yaşamanıza sebep olur.

Ebru sanatının yeterince yaygınlaştığını düşünüyor musunuz?

-Ebru sanatı yaygınlaşması evet, artık hem sosyal medya hem de birçok yerde eğitimi veriliyor. Lakin çok ayağa düşürüldüğünü düşünüyorum. Bir iki sene eğitimini alan icazeti olmayan birçok zat görüyoruz. Oysa ki bu sanatı hakkıyla öğrenmek zaman alıyor. Her sanat ehlinin elinde olmalı.

Sergileriniz oluyor mu?

-Birçok sergide yer aldık evet. Yeni bir sergi düşünüyoruz atölyemdeki öğrencilerimizle inşallah.

Ebru teknesinde her an şaşırtıcı bir dünyanın varlığı öğrencilerde nasıl bir duyguya sebep oluyor?

-Teknelerimizi ne kadar ayar yapsak da aynı tekne farklı kişilere farklı karşılık veriyor. Kursiyerin enerjisi ve malzemeleri kullanım şekli buna sebep oluyor. Mesela, bir öğrencim aynı teknede çalışıyor, renkler canlı, net, keyifli. Fakat diğer öğrencimiz çalıştığında daha soft ve flu ebrular çıkabiliyor.

Ayrıca su yüzeyinde çalışmak oldukça keyifli ve büyüleyici geliyor kursiyerimize. Bununla birlikte sakinleştirici etkisi sanatın en can alıcı taraflarından biridir.  

KUTU İÇİNDE

SEMANUR AKGÜL KİMDİR?

Ebru sanatçısı Semanur Akgül 1977, İstanbul doğumludur. 2001-2006 yılları arasında ustası Ayla Makas’tan ebru sanatı eğitimi görüp icazetini almış; 2006 yılında İSMEK’lerde eğitimci olarak ebru sanatını öğretmeye başlamış, 2010 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı ebru sanatçısı olmuştur. 2016 yılında Fener-Balat’ta açtığı kendi atölyesinde çalışmalarına devam ederek, yeni ebrucu adayları yetiştirmektedir. 

21.12.2022

https://www.istiklal.com.tr/haber/ebru-sanati-gurura-izin-vermez/728833

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir