GÜÇLÜ BİR MUTLULUK

DİLİMİZDE hep söyler dururuz. Önemli olduğu su götürmez. Herkes bu dünyada mutluluk ister. Dikkat ettiniz mi bilmem en az affedebildiklerimiz mutluluğumuza mani olduklarını düşündüklerimizdir.

Ne kadar yakınımız olursa olsun, saadetimize engel olarak gördüklerimiz hiç peşimizi bırakmazlar. Nereye gitsek oradadırlar. Sanki bizden önce oraya gitmiş gibidirler. Zihnimizin önemli bir yerini işgal ederler, daha doğrusu biz yanlış bir tutumla onlara hem kızar hem de misafir etmeyi sürdürürüz.

Ne yaman çelişki değil mi? Öteye beriye çekiştirmenin hiç manası yoktur, evet, öyledir.

Bu meseleyi bir süredir içimde taşır dururum. Sağlıklı bir cevap bulamadım, zaman zaman buldum sanmış olsam bile. Geçen gün aklına ve gönlüne güvendiğim bir dostumla sohbet kazanını kaynatırken bir cümle geldi ondan.

İşte bu dedim yerimden zıplayarak. Ne oldu yahu dedi hayretle. Buldum dedim, zihnimde taşıdığım sorunun cevabı geldi senden. Hem şaşırdı, hem de memnun oldu. Ondan gelen tespit şuydu:

Mukavim bir mutluluk kendine doğru söylemekle meydana gelir.

Gerçekten mutlu olmak istiyor muyuz, gerçekten sevmeye ve sevilmeye ihtiyaç duyuyor muyuz, hakikaten sevda burcunu gönlün doruğuna dikmek istiyor muyuz, sahici bir başarıyı elde etmek istiyor muyuz? Bu temel soruya verdiğimiz cevap yaşadıklarımızı açıklıyor.

Mutluluk ikircikli davranışa itibar ederek kalkıp gelmiyor. Dayanıklı, dirençli ve güçlü olmamızı bekliyor.

Mutluluk kendisine gelen sabotaj ve saldırılara başkaldırıp karşı koyan kişilere konuk oluyor.

13.06.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.