KENDİNE ŞAHİT OL

BIRAKTIĞI notta bu yazıyordu. Kısaydı ve emir kipiyle yazılmıştı. Belli ki çalışmam gerekiyordu üzerinde. İlk okuduğumda ciddiyetine varamadım. Şaka gibi geldiydi hatta. Okudukça kısacık olan bu cümle çok uzun geldi bana.

Kendine şahit ol. Ne demekti bu? Nasıl başaracaktım? Ne sebeple gerekmişti? Sorular birbirine ulanıp gitti.

Önce kendimi görmem gerekiyor diye düşündüm. Tarafsız bir anlayışla iyi bir gözleme tabi tutulmam lazım. Hile hurda karışmamalı.

Kendimi, kendi gözümle göreceğim. Seyredeceğim. Temaşam dışarıya dönük değil içime yönelik olmalı. Nehirlerin yönünü değiştirmeliyim. İzlemeliyim. İzimi sürmeliyim. Emellerim nereye çıkıyor, arzularımın istikameti ne tarafa bakmalıyım. İyi mi, kötü mü tespit etmeliyim ki analize tabi tutabileyim. Tahlil edebileyim.

Neler düşündüm, neler. Ne gece sabaha kolaylıkla kavuştu ne de gün hemen gitti. Kazanlar kaynadı zihnimde. Anladım ki en iyi tanık kendimize yine kendimiziz. Gizlediğimizi, aşikâr ettiğimizi, görmezden geldiklerimizi, yok saydıklarımızı, abarttıklarımızı, yerinden kaydırdıklarımızı, yanlış yorumlarımızı, temelsiz izahlarımızı vs en iyi ancak biz bilebiliriz.

Bu ise kendimize şahit olmakla olabilir ancak.

Hayatın öte yakasında da öyle olmayacak mı? Kendimizin en büyük şahidi biz olmayacak mıyız?

Aklımız kalbimize şahit, gönlümüz aklımıza, zihnimiz fikrimize.

Bedenimiz nefsimize şahit.

Günün sonunda kabullendim mesajdaki emri ve kendime şahidim dedim.

Gönlüme şahidim, fikrime, zikrime, imanıma şahidim.

Aşkıma şahidim.

Ve ne zaman kendimi görüp şahit oldum Seni o zaman gördüm.

Ben Sana da şahidim.

27.02.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir