ORTAK ACILARDA BULUŞMAK

KAVGALARI dillere destan gibiydi. Hiç anlaşamıyorlardı. Kimin ne zaman diğerinin arkasından dolandığı belli değildi, zira iki tarafta bunu yapıyordu.

Sonunda çıkmaza giriyorlar ve yumruklarını çalıştırıyorlardı.

Pişmanlıkları vardı ama atılan yumruktan dolayı değildi. Daha sert atamamış olmaktandı nedametleri.

Bu böyle sürüp gidemezdi.

Kavganın galibi değişiyordu ama ikisi de kendini kazanmış sayıyordu.

Çetrefilli bir durumdu kısacası.

İkisi de yaralıydı aslında. Geçmişten getirdikleri bagajları vardı ve hayata kazanarak tutunmaya çalışıyorlardı. Kazanmayı yumruğun gücüne ayarlamış olsalar da birlikte kaybediyorlardı.

Bir gün bu konuyu uzunca düşünme fırsatları oldu ikisinin de… Danışacağı dostlar buldular. Biri ateşi daha fazla körüklemeyi önerdi. “Sana silah çeken birine sırtını dönüp gitmek kaçmaktır” dedi. Öfkesi körüklendi. Daha fazla bilendi.

Diğer dost bambaşka şeyler söylemişti.

“Birbirinize duygusal ateş ediyorsunuz. Bununla yetinmiyor işi kas gücüne kadar götürüyorsunuz. Bu doğru değil” dedi.

“Ne yapmalıyım peki?” sorusuna şu cevabı aldı:

“İkinizde yaralısınız. Birbirinize yaralarınızı gösterin. Bu ortak acılarda buluşmaktır. Bunu başaranlar müşfik kelimelerini konuştururlar. Öfkeyle pişmiş, duygusal ateşle harlanmış yumrukların kaybedilen savaşları yerine birbirinizi kazandırır.”

Güzel nasihatlerdi bunlar.

Ve işe yaradı.

Harika iki dost oldular.

15.06.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.