SEN BENİ ÇÜNKÜ BEN SENİ RAĞMEN İLE SEVDİM

BAŞINDAN büyük hâdiseler geçmişti. Hayatı boşuna yaşayanlardan değildi. Düşüncelerini duyguya dönüştürmüş buradan da sonuca götüren davranışlar geliştirmişti. Kısacası hayatın hakkını verenlerdendi.

Vaktiyle aşka düştüğünü de belirterek akıl almak için gelen gence nasihatlerde bulunuyordu. Dikkatimi ilk çeken şey kendisi üzerinden anlatmasıydı. Bu muhatabını incitmemek için seçilen iyi bir yöntemdi.

“Sevdin ama nasıl sevdin, buna bakmalısın” demişti. İlave olarak “Aşk görme kusuru barındırsa da sevgi ayrıştıran ve her şeyi yerli yerine oturtan bir dinginlik içerir. Derin düşünme imkânı verir kişiye” demişti.

Ben onu “Rağmen” ile severken o beni önceleri “Çünkü” ile sevdi. “Seviyorum çünkü güzeldi. Seviyorum çünkü çekiciydi. Seviyorum çünkü anlayışlıydı. Seviyorum çünkü çok kazanıyordu.”

Böyle düşünüyor ve bir sevgi pıtırcığı gibi davranıyordu. Zamanla “Eğer” geldi kapıya dayandı. Artık söylemler değişmiş şarta bağlı hale gelmişti. “Şöyle yaparsan eğer severim, böyle yaparsan eğer karşılık veririm yoksa benden bir şey bekleme ” demeye başlamıştı.

Ben ise onu “Rağmen” seviyordum. Kötü davranmasına rağmen, duymamasına rağmen, sevgisi azalmasına rağmen, artık beğenmemesine rağmen.

Bir müddet sessizlik oldu.

“Seveceksen her şeye rağmen sevmelisin. Yoksa bu sevgi olmaz, alış veriş olur” demişti.

Sevgi alış değil sanırım öncelikle verişti.

Beklentisiz veriş.

05.11.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.