SÖZCÜKLER ÖLDÜREBİLİR

ÇOKÇA söz yarası aldığı belliydi. Çok düşünüyor az konuşuyordu.

“Öldürücü sözcüklerden kaçın” dedi lafı hiç dolandırmadan…

Söz yarası en zor iyileşen yaralardanmış. Hele de yârdan gelmişse iflah etmek imkânsız.

Her ne kadar kanaatim net olsa da sormadan edemedim: “Siz hiç muhatap oldunuz mu öldürücü sözcüklere?”

“Çokça” diye cevap verdi, “Çokça…”

Şımarıklığım serseriliğe evrilmişti sanki o gün. Cüretkârdım. Sormaya devam ettim.

“Peki, siz hiç yaraladınız mı?”

Cevap vermek istemiyormuş gibi davrandı ve uzunca sustu. Sonun da cevaplamayı tercih etti.

“Çokça” dedi.

Bana nasihati şu oldu: “Ne öldürücü sözcükler kullan ne de öldürücü sözcüklere muhatap ol, ikisinden de kaçın.”

Söylemekten uzak durmak mümkün olsa bile duymaktan nasıl kaçacağımı bilemedim.

“Öldürücü sözcüklerin dolaştığı ortamlara girme, duymuşsan hemen orayı terk et. Diriltici nefeslerin öldüren değil olduran sözlerine talip ol. Böyle ortamlarda bulun.”

O gün bugündür bu öğütler hiç aklımdan gitmez.

Uygulayabildim mi derseniz evet, elimden geldiğince…

04.04.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.