TESLİM ALAN AĞLAMALAR

HAYATIMIZ var olduğundan beri bildiğimiz bir eylem ağlamak… Ağlayarak doğarız çünkü.

Başlangıcımızda olan ağlama hayatımızın her döneminde olur. Artar eksilir belki ama her aşamasında yanımızdadır. Hayatın sonlanmasında da gözyaşı yine yanı başımızdadır.

Kimi zaman ağlarız bazı vakitlerde de ağlatırız. Her iki tarafta da yer aldığımız olur. Bunların bazıları istemsiz olsa da çoğu bile isteye olur.

Ağlamanın yalanı da var gerçeği de demişti bir arkadaşım. Ben o yaşımda henüz yalan ağlama ile tanışmamıştım. Bütün ağlamaları safi sanıyordum. Sonradan öğrendim ki en azı bu türüymüş.

Tekrar eden iyilikler karşısında yaşanan ağlamalara teslim alan ağlamalar deniliyor.

Ağlamayı uzmanlar genellikle duygusal ezilmenin bir neticesi olarak ifade ederler. Bilmiyorum düşünmek gerek üzerinde. Bir çıkar yor bulamadığımız, karşı tarafın galip geldiği durumlarda ağlarız mesela. Bu sinirli ağlama kategorisine giriyor.

Bahtiyarlık ağlamaları vardır örneğin. Yakınlarımızın, sevdiklerimizin elde ettikleri başarı ve mutluluk sonrasında yaşanır.

İş yeri ağlamaları vardır sonrasında konum ve terfi getiren. Onların kayıplarına onlardan daha çok ağlamak bu sonucu elde etmek içindir. Çırpınarak ve dikkat çekilerek yapılır.

Kendimize aşırı acıdığımızda ve tarifsiz mutluluklar yaşadığımızda da ağlarız ama nitelikleri farklıdır.

Kötülerin kötücül darbeleriyle ağlamalar ise en fazla yaşananıdır.

Bir de mağfiret ağlaması vardır ki tadına doyulmaz. Günahtan azade olmak ve affedilmiş olma duygusunun tüm benliğimizi sardığı demlerde gerçekleşir.

Buna nefsimizi teslim alma ağlaması da diyebiliriz sanırım. Ne dersiniz?

Yürek kandilimizin muhabbet yağı hiç bitmesin. Ki, bu ağlama o kandili besler.

19.04.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.