YAŞAM BİTER HAYAT SÜRER

BİLGİSİNE ve görgüsüne inandığım bir ârif kişi böyle dedi sohbetin bir yerinde. Tekrar edeyim bir kez daha: Yaşam biter hayat sürer.

İtiraz etmek boşunaydı, sonunda kabul ettim. Bu böyledir. Hayat insana, yaşam ise diğer canlılara ait bir hususiyettir zira. Diğer varlıklar yaşarlar insan ise hem yaşar hem hayat sürer.

Yaşam biyolojik varlığı ifade ederken hayat insanın kendini ve kâinatı anlamlandırmasıdır. Mânâ arayışıdır. Hakikatini araması yolculuğudur.

Biraz daha meseleyi ileri taşıyacak olursak yaşam beşere, hayat insana aittir.

İnsan yaşamdan ayrılsa bile hayatı sürer, daimidir. Çünkü onda diğer varlıklardan farklı olarak ruhani bir yan vardır. Beden bu dünyada kalır ama hayat başka bir mertebede devam eder.

Buradan biraz daha incelikli bir bakış geliştirirsek hayat idrakimiz ölçüsünde devam eder. Bilincimiz kaybolduğunda yaşayabiliriz ama hayatımız sona ermiştir. Yaşayan ölüler mesabesinde oluruz. Çünkü anlam arayışımız bitmiştir.

Cesedin yaşaması tek başına hayat mıdır? İlim, tefekkür, irfan barındırmayan bir hayat olur mu?

Diğer varlıklar ses çıkarırlar ama insan hayatını sürdürdüğü sürece söz söyler. İsimlendirmeler yapar. Yorumlar. Sorular sorar. Kendini ve evreni okur. Kendisine gelen ilahi hitaba muhataptır ve buna cevap vermesi zorunludur.

Anlam barındırmayan söz zaten söz değil laftır. Onun da bir itibarı yoktur.

İman, idrak ve aşk olmadan hayatımız mânâ kazanabilir mi?

O halde tekrar edelim başta söylediğimizi; idrak yoksa yaşam olabilir ama hayat yoktur.

Derin düşünce ile bizler hem yaşamımızı yani biyolojik canlılığımızı hem de hayatımızı sürdürmeliyiz.

Yaşayan ama hayatı olmayan acınası durumdan kurtulmalıyız.

Bu ise iman, bilinç ve aşk ile mümkün sadece.

04.01.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.