DÜNKÜ BEN, BEN MİYİM?


YILLAR geçmişti aradan. İlk kez dönmüştüm doğum büyüdüğüm topraklara. Pazara gelmişler minibüsün kalkmasını gölgesinde oturmuş bekliyorlardı. Hararetli bir sohbetin içine dalmışlardı ki dünyayı duyacak halleri yoktu. Eski topraktılar neticede, hakkını verirlerdi her bir şeyin. Ekinse ekin, tırpansa tırpan. Sessizce bekledim fark etmeleri için ama nafile. Sohbetin ateşi düşünce uzayan gölgem dikkatlerini çekti. İkisi birden baktılar dalgın dalgın.

Kimi aradığımı sordular ilkin, demek ki tanımamışlardı. Benim emmi dedim benim. Kadıların oğlu.

Eğlenme benimle dedi yaşlı olanı, o köyden gideli yıllar oldu. Mektubu geliyormuş ama kendi hiç gelmedi. Hem sen ona hiç benzemiyorsun de bakalım kimsin sen? Tekrar ettim ismimi ilave ederek. Yine inanmadılar ve hayretle birbirlerine baktılar.

Ona bağ bozumu sırasında birlikte ateş yandırıp çevirdiğimiz kuzuyu hatırlattım. Sesini sertleştirip çıkıştı. Sen bunu nerden biliyorsun dedi.

Ben oyum emmi dedim Kadıların oğlu. Yine inanmamışlardı. Onlar fizik olarak değişmemişler ama ben öyle miydim? Savunması buydu.

Yıllardır düşünürüm. Ben bugün dünkünden başka bir insan mıyım? Hangi hususlarda farklılaştım ve bu doğru yönde mi gelişti? Uzamış saçlar ve terlemiş bıyıklarla onlar beni tanımamışlardı. Ya ben kendimi tanıyor muyum?

Dünkü ben, ben miyim?

11.04.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.