AH O SESİN

GÖREN biriyle konuşuyor sanabilirdi. Belki de biriyle konuşuyordu, kim bilir?

Konuşulanın illa da cismen orada hazır olması şart mıydı? Bedene mahkûm olanlar için böyle olsa bile bu onun için geçerli değildi.

Öyle inanılması zor bir heyecanı vardı ki, tarifi mümkün değil.

Ve öyle yürektendi ki konuşmaları izahına güç yetirmek imkânsızdı.

Demek ki, dünyamızda böyleleri de vardı ve bu çok güzeldi. Kötülüklerin her yanda salgın gibi çoğaldığı çağımızda “iyilerden de iyi” birilerinin varlığı insana güç veriyor.

Kendi adıma hem mutlu oldum hem de kederlere gark oldum. İkisi nasıl bir arada olabiliyor derseniz izah edeyim. Birincisi, sözü bu denli güçlü ve etkili birilerinin varlığı beni mesut etti. İkincisi ise ben neden bu kadar güzel ve yürek kalkındırıcı cümlelerin sahibi değilim diye üzüldüm.

“Ah o sesin” diye başlıyor arkasına durmaksızın dizeler ekliyordu. Ormanların hatibi gibiydi. Ateşîn bir konuşma biçimi vardı. Dinledikçe tüm hücrelerimin parçalandığını hissediyordum.

Aklım baştan gidiyor gibiydi. “Gidecekse gitsin” dedim ve en ufak bir gayret göstermedim.

Sizinle sadece tek cümlesini paylaşacağım. Gerisi bana kalacak.

“Ah o sesin… Dağdan daha kasırgalar gibi hükmeden o sesin…”

Kimi zaman susmak gerekir.

Vakit işte o vakittir.

20.02.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.