DİYEMEDİM

“UZUN süren pişmanlıklar insanı içeriden yer bitirir” demişti. Bununla da kalmamış “Diyemedim dememek için diyebilmek gerekir. Hem de vaktinde…” şeklinde sürdürmüştü sözlerini.

Zamanında söylenmeyen söz telafi edilebilir mi, bilmiyorum. Gözlemlerim çoğu defa bunun yapılamadığı yönünde.

“Gel diyecekseniz, demelisiniz.

Sen bir baharsın yüreğimde demek geliyorsa ve bunu hissediyorsanız derinden, geciktirmemelisiniz.

Sen olmadığında gökyüzü bana çekici gelmiyor demekse aklınızda olan, bekletmemelisiniz.

Sensiz içilen çayın ne demi var ne tadı ise zihninize düşün cümle, durmayın söyleyin.

Dinlemenin de anlatmanın da hazzı kalmadı şeklinde düşünüyorsanız yokluğunda, aramalı, bulmalısınız.

Şarkılar şakımaz olduysa eğer, türküler eskisi gibi yakışmıyorsa ağzına eğleşmeniz hatadır, bilesiniz.

Şekerler ağzınızı tatlandırmıyor, yürüyüşler kâr etmiyorsa düş kırıklıklarınıza çok geç kaldınız demektir. Daha fazla tutmayın kendinizi gidin ve ne diyecekseniz deyiniz.

Ve alıp geliniz.

Diyemedim dememek ve acılara taze acılar eklememek için diyebilmeniz gerekir.”

Herkes önüne bakıyordu. Sanırım yarası olmayan kimse yoktu aramızda.

“Tamam, ertelediniz anlıyorum ama neden hâlâ buradasınız?” sorusunu güçlü bir tonda telaffuz ettiğinde emir almışçasına hepimiz birden kalkmış ve hızlıca dağılmıştık.

Herkes nereye gideceğini biliyordu.

Ve neler diyeceğini!..

19.02.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.