NASIL DUA EDİYORSUN?

SORU MU şimdi bu demeyin, sorudur evet. Hem de esaslı bir soru. Hayatımızı kuşatacak nitelikte ve derinlikte…

İtiraf etmem gerekirse ilk muhatap olduğumda aynı tepkiyi bende verdim. Ne demek şimdi bu diyerek cevapladım. Herkes gibi bende ellerimi açıyorum semaya doğru ve içimden gelenleri sıralıyorum.

Bu kadar mı?

Evet, bu kadar, başka ne olacak ki…

Böyle devam edip gitti bu konuşma fakat bu denli üstelendiğine göre başka yanları olmalıydı. Sonunda öğrendim ki, varmış.

Ve ben dua etmeyi bilmiyormuşum. Çocukluk yaşlarından itibaren dua eden ve bunu çok seven biri olarak büyük bir hayal kırıklığıydı yaşadığım.

Söylenenler şunlardı. Duanın kokusu duadandır ama duanın kendisi değildir bütünüyle. Sen dilinle dua etmişsin daima. Bu yeterli değildir. Gönlün içinde yer almadığı dua kuru bir duadır.

Duanı yaşamalısın. Canlı olmalı niyazın. Fiilin yani eylemin haline gelmeli ki, duan dua olsun.

Kısacası kendin dua olmalısın.

Tarumar oldum. Kütüphanemde bulunan onca dua kitabı ve ben yıllarca onlardan okuduğum halde şimdi duyduklarım yeniden bu hususta düşünmemi mecbur hâle getirdi.

Dua etmeyi bırak denmedi elbette ama öncelik kişinin bilfiil kendisinin dua olmasıymış.

Ne diyeyim, gayret bizden yardım Allah’tan.

17.07.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.