OLAYLARA DEĞER YÜKLE

NEREDEN çıktı bu şimdi demeyin, düşünün lütfen.

Başımıza ne geliyorsa biraz da olaylara doğru biçimde değer yükleyemeyişimizden geliyor. Ya tamamen hariçte tutuyoruz ya da asla değer vermememiz gereken hususlarda yanlış değerlendirmeler yapıyoruz.

Kendiliğinden oluyormuş gibi değer yüklemediğimiz her hadise bizi geriye atıyor bilinç açısından.

Güneş her gün doğuyor diyerek geçiyoruz mesela. Oysa doğmayıverse hayat sönecek. Mesele esasında çok ciddi. İnancını bilinçle yaşayan kişi güneşin her sabah bizi selamlamasını yeni bir oluş olarak kabul edip mukabil bir selam gönderir. Çünkü buna değer yükler.

Toprağın bitip tükenmez enerjisi ve bizi beslemesine de yine aynı şekilde yaklaşır ve hiçbir şeyi ülfet/alışkanlık perdesinin altına çekmez.

İyilik yapmaya, güzel davranmaya, fıtratı bozmamaya, bilgiye ulaşmaya ve bunları yorumlamaya ve sonuçlar çıkarmaya değer yükler hayatın künhüne ermek isteyenler.

Ya bizler böyle miyiz? Hayır.

Üstelik tersine bir durum söz konusu. İyilik yapmak yerine kuşkuya ve sorgulamaya ağırlık veriyoruz. Halis olmak yerine ritüelleri öne çıkarıyoruz. İlim yerine malumatla yetiniyoruz. Yapmak yerine lafını ediyoruz. Şükür yerine şikâyeti benimsiyoruz.

Yapmamız gerekenlerden kaçınıp, uzaklaşmamız gerekenlere ömür veriyoruz.

Kısacası acilen sıyrılmamız gereken olaylara değer yüklememe veya yanlış istikamette değer yükleme gibi bir durumla yaralıyız.

Demem o ki; dini terimleri çokça kullanarak iyi bir dindar olmuyoruz. Olaylara, kavramlara, yaşamaya gereken değeri yüklemedikçe çuvallıyoruz.

22.08.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.